galerihikmet

Anasayfam
Amasra Kitabı
Konuk Defteri
Ziyaretçiler
Kitap Tanıtımları
Amasra Linkleri
Karışık Linkler
Amasra'yı Tanıyalım
Amasra Manzaraları
Tarihi Görüntüler
Basında Amasra
Mesleki Adresler
Önemli Telefonlar
Yeme İçme Yerleri
Otel Ve Pansiyonlar
Okul Anıları-1961-65
Cafe-Disco-Barlar
İşbank'lılar
Safranbolu
100 Temel Eser
İlginç konular
Güzel Hikayeler
Tarihi Hikayeler
Seçme Fıkralar
Seçme Şiirler
Plakalar-Anket
Türkiye Telefon Kodları
Teksas--Tommiks
Atılay Denizaltı

Kitap Tanıtımları


METAL FIRTINA 4-GİZLİ GÜÇ

Yazan:Burak Turna

Son kitapta tuzağa düşürülen Gri Takımın hangi üyeleri kurtuldu?
Dünyayı diz çöktürmeye yeminli Elan Rahu Gri Takımı ortadan kaldırabilecek mi?
Gizli Silahlar kınlarından çıkıyor mu?
Türkiyenin Gizli Gücü harekete geçecek mi?
Metal Fırtına kahramanları Gökhan ve Mert ne yapacak?
Tüm bu soruların ve daha pek çoklarının sevapları kitabın içinde
Okuyucuların ellerinden bırakamayacakları yepyeni bir macera sizleri bekliyor.

Profil Yayınları.Fiatı:11.50.TL

a_k.jpg

AŞK

Yazan-Elif Şfak

Ya ortasındasındır AŞK ın merkezinde; ya da dışındasındır, hasretinde..
Ella Rubinntain (40) Amerikalı bir ev kadınıdır. Tipik burjuva değerlerinin hâkim olduğu oldukça varlıklı bir ailesi, düzenli ve görünüşte sorunsuz bir evliliği vardır. Üç çocuğunu da büyüttükten sonra bir yayınevinde editör-asistanı olarak iş bulur; görevi A. Z. Zahara adlı tanınmamış bir yazarın tasavvuf felsefesini konu alan tarihi romanını değerlendirmektir.
Ancak hayatının kritik bir döneminde eline aldığı bu kitap, hiç beklemediği bir şekilde Ella yı derinden sarsacak, dünyevi aşkı keşfetmek adına zorlu ve tehlikeli bir yolculuğa çıkmasına neden olacaktır.
Hayatlarımızın durgun gölünü dalgalandıran taş misali, yüzleşmek zorunda olduğumuz sıkıntılar, acılar ve aşkın peşinde kat etmek zorunda olduğumuz zorlu yollar, ödediğimiz bedeller
Aşk kitap içinde bir kitap, hayatın anlamı peşinde bir aşk macerası
Aşk Elif Şafak tan arayışa, gerçeğe ve keşfetmeye dair bir roman.

Doğan Kitap --Fiatı:19.90.TL

umut.jpg

UMUT

Yazan-Ayşe Kulin

Veda'nın devamı niteliğindeki "Umut"

Her kitabıyla çok satanlar listesine girmeyi başaran Ayşe Kulin, Veda ile başladığı Osmanlı ailelerinin yaşamına, bu kez de cumhuriyetin yeni kurulmakta olduğu sancılı yıllara, ailesinin de hikayesini kurguya katarak tanıklık ediyor. Aşk, siyaset, kaos ortamı

Osmanlının gözdesi Bosna bir imza ile elden çıkarken, Kulin ailesi Bosna'dan İstanbul'a göç ediyor, çöken imparatorluğun son maliye nazırı Ahmet Reşat sürgüne gidiyordu.

Sabahat ile Aram'ın aşkı ise tehcir olaylarının acısına yenik düşmeyecekti.

Yeni bir cumhuriyet, yeni bir şehir ve yeni bir yuva kurulurken hayat hep akan bir suydu Sitare, Muhittin ve herkes için...

Savaşlar, yıkımlar, sürgünlerin ardından Umut geliyor. Umut "Hayat Akan Bir Sudur"'da Kulin, Veda ile başladığı Osmanlı ailelerinin yaşamına, bu kez de Cumhuriyetin yeni kurulmakta olduğu sancılı yıllarda tanıklık ediyor.

Akıp gitmekte olan günlük hayat derinden değişmekte, bu değişim aşklara, dostluklara, aile ilişkilerine, her şeye yansımaktadır.

Ayşe Kulin, bir kez daha okurlarına ellerinden bırakamayacakları, okuyup bitirdikten sonra anılarına katacakları bir armağan sunuyor.

Everest yayınları-Fiatı-16.00.tl- cep boyu-9.90.tl

masumiyet.müzesi

Masumiyet Müzesi

Yazan-Orhan Pamuk

Yalnız aşk değil, evlilik, arkadaşlık, cinsellik, tutku, aile ve mutluluk hakkındaki düşüncelerinizi de derinden etkileyecek bir roman...
Nobel ödüllü büyük yazarımız Orhan Pamuk'un üzerinde altı yıldır çalıştığı harikulade aşk romanı bu sözlerle başlıyor...
Masumiyet Müzesi'ni okurken yalnız aşk hakkında değil, evlilik, arkadaşlık, cinsellik, tutku, aile ve mutluluk hakkındaki bütün düşüncelerinizin derinden etkilendiğini ve kitabın rengârenk dünyasından hiç ayrılmak istemediğinizi göreceksiniz. 1975'te bir bahar günü başlayıp günümüze kadar gelen İstanbullu zengin çocuğu Kemal ile uzak ve yoksul akrabası Füsun'un hikâyesi; hızı, hareketi, olaylarının ve kahramanlarının zenginliği, mizah duygusu ve insan ruhunun derinliklerindeki fırtınaları hissettirme gücüyle, elinizden bırakamayacağınız ve yeniden okuyacağınız kitaplardan biri olacak.
Ülkemizde ve dünyada milyonlarca okurun sevgi ve hayranlığını kazanmış olan, kitapları elli sekiz dile çevrilen ve her yeni romanı büyük bir merakla bütün dünyada beklenen Pamuk, okurlarına unutulmaz rüyalar gibi, akıllardan hiç çıkmayacak sarsıcı bir hikâye anlatıyor.

İletişim Yayınları-Fiatı-24.00.ytl

son_ada.jpg

Son Ada

Zülfü LİVANELİ

Yayınevi Remzi Kitabevi

Fiyat 12,50 YTL

Livaneliden alegorik ve sarsıcı bir roman
Darbeci bir başkan, emeklilik yıllarını geçirmek üzere, herkesin her şeyiyle hoşnut olduğu cennet bir adaya yerleşir. Başkan, ruhuna dek işlemiş olan yıkıcılık potansiyelini, geçmiş politik gücünden de yararlanarak kullanmaya kararlıdır. Bu doğrultuda tüm adayı etkileyecek müdahalelere girişir.
Önceleri sıradan görünen bu müdahaleler, sonunda düşmanı düşmana kırdırmaya dek varacaktır. Başta martılar olmak üzere, ada halkı dahil tüm canlılar Başkanın acımasızlığından payını alacaktır. Bu arada durdurulamaz görünen bu gidişe direnen bazı sesler de vardır
Livaneli Son Adada, düşsel bir ülkede yaşanan aslında hepimizin aşina olduğu olayları alegorik bir anlatımla verirken, politik ve kişisel ihtiraslarla topluma ve doğaya müdahalelerin sonuçlarını da gözler önüne seriyor.

cahillikler kitabı

CAHİLLİKLER KİTABI

Yazan-John LLOYD John MITCHINSON

Bildiğinizi düşündüğünüz her şey yanlış
Bu kitap, yaygın kanılarla ilgili yanlış bilgilerimizin ve yanlış anlamalarımızın kapsamlı bir listesini sunuyor.
Cahillikler Kitabı, filozofların, bilimcilerin ve sokaktaki insanların tarihin büyük bölümünde cevabını aradıkları bir soruya ışık tutuyor: Hakikat nedir, zırva nedir?
Thomas Edison herhangi bir şey hakkında yüzde birin milyonda birinden daha az şey bildiğimizi söylüyordu; Mark Twain sadece matematikte uzmanlaşmak için sekiz milyon yıl gerektiğini düşünüyordu. Cahillikler Kitabı da, bilinecek ne varsa bildiklerini düşünenlere, her şey bu metinde açıklanmıştır, bilmeniz gereken başka hiçbir şey yok diyenlere meydan okuyor.
Siz hâlâ iki tane burun deliğimiz olduğunu, Dünyanın tek bir uydusunun bulunduğunu, beş duyumuz olduğunu, suyun renksiz olduğunu, Amerikanın adının Amerigo Vespucciden geldiğini ya da 36 Osmanlı padişahı olduğunu düşünüyorsanız bu kitabı mutlaka okumalısınız.

NTV Yayınları-Fiyat 13,00 YTL

sevdalım hayat

SEVDALIM HAYAT

Zülfü LİVANELİ

Tartışma yaratacak 'anılar denizi'
Zülfü Livaneli'nin, Mutluluk ve Leyla'nın Evi adlı çok satan kitaplarının ardından beklenen anlatısı çıkıyor.
Bir dönemin siyaset ve sanat olaylarına ışık tutacak, her kuşaktan insanlar arasında ilgi uyandıracak anı ve değerlendirmeleri kapsayan roman tadındaki bu kitapta, okuma serüveni peşindeki bir çocuğun düşleri, hücrelere kapatılan ve sürgünlere mahkûm edilen bir aydının serüveni anlatılıyor.

Remzi Kitabevi:Fiatı:22.50.ytl

saadet asrından damlalar

SAADET ASRINDAN DAMLALAR

Yazan-Nihat Hatipoğlu

Saadet asrından bugüne ulaşan hakikatler.
Rahmet, barış, sevgi, anlayış, merhamet dini İslama dair...

Halife Hz. Ömer bir mecliste hazır bulunanlara sordu: Eğer dileğiniz hemen kabul ediliverecek olsa ne dilerdiniz?
Birisi, Benim bir vadi dolusu altınım olsun isterim. Onu harcayarak İslama daha çok hizmet edeyim diye! dedi.
Bir başkası, Şu kadar sürüm (davar, koyun, keçi), mal ve mülküm olsun isterdim. Gerektikçe onları sarf ederek dine yararlı olayım diye! dedi.
Orada bulunanlar benzer cevaplar verdi. Hz. Ömer hiçbirini beğenmedi.
Bu defa meclistekiler, Hz. Ömere sordu:
Ya Ömer! Peki sen ne dilerdin?
Cevap verdi:
Ben de Muaz, Salim, Ebu Ubeyde gibi Müslümanlar yetişsin isterdim. İslama onlar vasıtasıyla hizmet edeyim diye!

"Bizim, aklı başında insanların elbirliğiyle, dünya insanını ve kendi insanımızı rahmete, barışa, sevgiye, affediciliğe, merhamete, insan için bir şeyler yapmaya, düşeni kaldırmaya, mazlumun yanında yer almaya davet etmemiz gerekiyor. Sevgili Peygamberimizin (sav) hayatı boyunca yaymaya çabaladığı islam işte budur...Bu kitapta yer alan yazılarım, bu anlayışa hizmet edecek bir koridor açabilecekse mutlu olacağım

Doğan Kitap-Fiatı:9.00.ytl

empati.jpg

EMPATİ

Yazan-Adam FAWER

Yaşamınızın kontrolü sizde değil!
Öyle olduğunu düşünebilirsiniz, ama yanılıyorsunuz.
Elbette ki kendi kararlarınızı kendiniz vermekte özgürsünüz.
Bu kitabı kapatabilirsiniz.
O sandalyede oturmaya devam edebilirsiniz.
Ya da gözlerinizi oymak gibi çılgınca bir şey yapabilirsiniz.
Ne isterseniz yapabilirsiniz.
Ama sorun şurada: Ne isteyeceğinizi kontrol edemezsiniz.
Her davranışınızı önceden belirleyen arzularınız ruhunuzun o
kadar derinlerine işlemiştir ki, onlara dikkat bile etmezsiniz.
Ve bu da sizi mükemmel bir köle yapar.
Bu nedenle, hayatınızı yaşamaya devam edin. Ne isterseniz yapın.
Sadece 'isteklerinizin' tümüyle sizin kontrolünüzde olmadığı
gerçeği üzerine kafanızı çok fazla yormamaya çalışın

April yayınları-Fiatı-22.00.ytl

mbddy.jpg

OLASISIZLIK

YAZAN:ADAM FAWER

Bir sabah, yıllardır görmediğiniz bir arkadaşınızı düşünerek uyandınız. Bir saat sonra, onunla sokakta karşılaştınız. Sizce bu sadece bir tesadüf mü, yoksa çok daha farklı bir anlamı olabilir mi? Siz hiç Loto’da büyük ikramiyeyi kazanmadınız. Ama birileri kazanıyor. Hem de sürekli! Onlar sizden daha mı şanslılar?
Şans nedir gerçekten? İçinizde bütün parayı kırmızıya yatırmanız gerektiğini söyleyen bir his var. Bu his bir öngörü müdür? Yoksa daha fazlası mı?
Yolda gidiyorsunuz. Kafanızı çevirip yandaki küçük parkta baktınız ve bir anda bu anı daha önce de yaşamış olduğunuzu hissettiniz. Evet, Deja Vu. Sizce nedir Deja Vu; Geçmiş mi, rüya mi yoksa geleceği mi görüyorsunuz? Eğer siz de kontrolün kimde olduğunu merak ediyorsanız, Olasılıksız tam size göre bir roman..

APRİL YAYINLARI-FİATI:18.00.YTL

veda.jpg

VEDA-ESİR ŞEHİRDE BİR KONAK

Yazan:Ayşe Kulin

Ayşe Kulin, Osmanlı İmparatorluğu'nun son günlerinde, işgal altındaki İstanbul'da bir konakta yaşananları anlatıyor bu kez. Son Maliye Nazırı ve ailesi aracılığıyla o dönemin resmini çizen Veda, çökmekte olan bir tarih ile yeni bir gelecek arayan Milliciler arasında sıkışan o dönem Osmanlı aydınının da öyküsünü dile getiriyor.
Ayşe Kulin'in her zamanki ustalıklı ve sürükleyici üslubu ile okurlarının elinden bırakamayacakları bir kitap bu. Günümüz Türk edebiyatında neredeyse eşsiz olan, biyografik veriler ile roman tekniğini birleştirmekteki ustalığını bir kez daha sergileyen Kulin, bu kez bir İstanbul öyküsü bir imparatorluk tarihini birlikte ele alıyor.

Everest Yayınları-Cep Boy-Fiatı:9.90.ytl

HASBAHÇEDE SONBAHAR

HASBAHÇEDE SONBAHAR

Yazan-Zekeriya Yıldız

Sultan Ahmet gözlerini kapattığında isyancıların uğultusu saray duvarlarını dövüyordu.
Uykuda gibiydi. Yaşananların kâbus olmasını ne kadar çok isterdi.
Gözlerini ovalayıp karşısında sıra sıra dizil kavuklu adamların endişe kasınmış yüzlerine baktı.
İradesini zorladı. Bitkin bedeni, çatlamış dudaklarını oynatmaktan bile acizdi.Bitti dedi sadece bitti
Beklemekten yorulmuş devletlüler, ağzından dökülen tek kelimeyi zehir gibi yudumlayıp gözyaşlarına yol verdiler.
İhtilal meydan bulunca, ayaklar çoktan baş olmuş.
Sadrazam'ın kanı cellâdın yüzüne sıçramış.
İstanbul Umur görmüş bu kadim şehir, sonbaharı yaşamaya durmuştu.
Ne yaman acı, ne bitmek çile, ne onulmaz illetti bu.
Yaseminler kurumuş, laleler çoktan boynunu bükmüştü. Hasbahçe tarumar, yürekler yangın yeriydi.

Uzun süren savaşlardan sonra Pasarofça Anlaşması'nın yapılmasıyla daha içine dönük ve barışçı bir siyaset izleme yoluna giden Sultan III. Ahmet kızı Fatma Sultan'ı sarayda hızla yükselen İbrahim Paşa ile evlendirir. Padişahın damadı ve en çok güvendiği adamı İbrahim Paşa iktidar basamaklarını hızla tırmanırken Dersaadet'e de zevk ve safa iklimi hakim olur. Devlet erkânının içinde bulunduğu debdebeli ve sürurlu hayat İstanbul halkında da karşılık bulur. Ancak halk bir yandan da büyük deprem ve Gedikpaşa yangını gibi afetlerle mücadele etmektedir. Devletin içinde düştüğü rehavet, zamanla siyasi alanda olduğu gibi toplum tabakalarında da rahatsızlık uyandırmaya başlar. Beyazıt Hamamı'nda tellaklık yapan Patrona Halil önderliğinde büyük bir isyan planlanmaktadır. İsyanın başlamasıyla Osmanlı'nın bir devri kapanacaktır.

Lale Devri'ni konu edinen Hasbahçede Sonbahar Osmanlı Devleti'nin yıkılma sürecini hazırlayan sebepleri, tarihi gerçeklerle sentezleyerek anlatıyor. Nevşehirli Damat İbrahim Paşa ekseninde şekillenen sosyal ve idari olayları, akıcı bir dil ve gerçeğe yakın tasvirlerle ortaya koyan kitap, 18. yüzyıl Osmanlısının panoramasını çiziyor

Timaş Yayınları-Fiatı-17.50.ytl

harekat.jpg

SON HAREKAT-KOD ADI YAHUDA

Yazan-Erdal Sarızeybek

PKK belası bitti bitiyor derken bitmediğini ibretle izliyor ve görüyoruz. Son yapılan sınır ötesi kara operasyonu Türkiye'nin kararlılığını herkese gösterdi. Peki sonuç alabildik mi? Kimilerine göre evet, kimilerine göre hayır. Bölgeyi en iyi bilenlerden Emekli Albay Erdal Sarızeybek son yapılan sınır ötesi operasyonun perde arkasını ve bu oyundan kimin galip geldiğini, kimin kaybettiğini ayrıntılarıyla anlatıyor.

Son Harekat Kod Adı: Yahuda PKK terör örgütüyle en iyi asıl mücadele edileceğini, bugünkü durum itibariyle nereye geldiğimizi ve elimizde ne olduğunu anlatan çarpıcı bir eser. Sarızeybek olayın sadece askeri, siyasi ve ekonomik boyutunu değil, vicdani meselelerini de kurcalıyor ve sizleri hiç ummayacağınız sonuçlara götürüyor. Bu kitabı okurken hem şaşıracak hem de Türkiye'nin nasıl bir ihanet senaryosu içine çekilmek istendiğini daha iyi anlayacaksınız.

İran'a Örtülü Harekat,

Komando pusu-musu dinlemez, yarar geçer. Nerede terörist varsa orada operasyon yapılır. Bir de İran'ın bitmek bilmeyen, kaçanları koruyan desteği var. Bunu durdurmak ise devlet işi. Ama şehitlerin acısı dayanılmaz olunca inisiyatif sınırdaki kahramanlara kalıyor. İran içine gece sızılarak girilen iki gizli operasyonda komandolarla takviyeli küçük timlerle intikam alınıyor. Bu tip olaylarla risk de alınsa, yapılan yasal da olmasa devletin bir türlü yapamadığı yapılmış oluyor.

M. Ali Kışlalı, Radikal

(Tanıtım Yazısından)

Pozitiv Yayınları-Fiatı-12.50.ytl

m.firtina-4.jpg

METAL FIRTINA 4 TURAN

Yazan-Orkun Uçar

Ekip lideri kolunu diğerlerine uzatıp parmaklarını açtı. Yumruk yaptığı anda ateş başlayacaktı. Diğerleri onu gözlüyordu ama birdenbire liderlerinin kafasının boynundan kayıp yere düştüğünü gördüler, ardından bedeni yana devrildi. Tam önündeki toprak sanki canlanmış ve onun canını almıştı.

Kızıl Şaman Koray çıplak vücudu kurbanlarının kanıyla boyanmış halde ayakta duruyordu. Elindeki kısa kılıçtan hâlâ kan damlıyor-du. Çekik gözlü cansız suratlara baktı. Çin gizli istihbarat servisi GRI ya bağlı ölüm timiydi bu. Bekliyordu bu saldırıyı. Ama kurdun inine böyle girilemezdi.
Binlerce insan geride iz bırakmayan bir katil tarafından yok ediliyor.

Dünya korku içinde.
Tek umut Gökhan Birdağ liderliğindeki Türk timinde!
Kızıl Şaman Koray ne saklıyor?
Şaman kehanetlerindeki kıyamet Kalgançı Çak geldi mi?!

YAZAR HAKKINDA

Orkun Uçar: 1 Haziran 1969 da Kocaeli-Gölcük de doğdu. İ.Ü. İletişim Fakültesinden mezun oldu. Uzun yıllar gazete ve televizyonlarda çalıştı.
YAZARIN ALTIN KİTAPLAR DAKİ DİĞER KİTAPLARI
Metal Fırtına 2: Kayıp Naaş, Metal Fırtına 3: Kızıl Kurt , Asi, Kızıl Vaiz, Derin İmparatorluk (Saygın Ersin ile birlikte), Zifir (Burak Turan ile birlikte)

Altın kitaplar-Fiatı-18.00.ytl

istanbul_hamallar_.jpg

Osmanlı döneminde İstanbul hammalları

Yazan-Necdet Ertuğ

Esnaf gruplarının kendi iç düzenleri, her bir grubun diğer esnaf grubuyla ve toplumun diğer katmanlarıyla olan ilişkileri tarihten önemli enstantaneler sunmakta, her bir kare ait olduğu bütünün parçasından bir şeyler taşımaktadır. Bu grupların ilişkilerinin ve kimliklerinin tespiti yapıyı tanıtan ve dolayısıyla bütünü ve tarihi anlamlı kılan bir araç hükmündedir. Araştırmalarda verilen istatistiksel bilgiler tek başlarına ele alındığında kendilerini ifade etmekte zorlanırlar ancak, başka verilerle birlikte değerlendirildiğinde bütünü tamamlarlar. Dolayısıyla hareket noktası, insanlığı, bir çizgisel zaman sürecine sıkıştırmadan, devirlerin kendi içsel düzenlerine müdahale etmeden, en az yorumla tasvir etmek ve sadece olanları anlama çabası ile kendini ve yaşadığı toplumsallığı daha anlaşılabilir kılmak olduğunda belki de tek tek insanların, grupların tarihi bütünün tarihini anlamlı kılabilecektir.

İşte bu amaçla hazırlanan elinizdeki kitap, dönemlerinde önemli bir işlev yerine getiren, hep göz önünde olan ama toplumsal hayata katkıları bugüne kadar pek çalışılmamış bir esnaf grubunun, İstanbul hammallarının incelenmesinde bir ilk çalışma niteliği taşıyor. Bir taraftan hammal esnafının kökenlerini, geçimlerini, kurumsal yapılanmalarını, çalışma biçimlerini ele alırken, diğer taraftan dönemin arşivlerini takip ederek bir dönemin toplumsal ilişkilerini de gözler önüne seriyor.

Timaş yayınları-Fiatı-16.00.ytl

İhaneti gördüm

İHANETİ GÖRDÜM

Yazan:Erdal Sarızeybek

Türk yakın tarihini anlamak için o dönemi yaşayanların anılarını objektif bir şekilde yazmaları gerekir. Askerler, siyasiler, üst düzey bürokratlar başından geçenleri genç kuşaklara aktarırsa gelecekteki yaşanması muhtemel sorunların önüne geçilebilir.
Ülkemizde başından geçenleri objektif bir şekilde anlatan ve yazanlardan biri de emekli albay Erdal Sarızeybek'tir. Bir önceki kitabı "Ya Gazi Paşa Duyarsa" ile tüm şimşekleri üzerine çeken ve yazılamayanları yazan Sarızeybek bu kez ihaneti sorguluyor.
PKK terör örgütünün 1980'lerden günümüze kadar sarmaşık gibi nasıl boy attığını ve ona bilmeden (!) de olsa yardım eden siyasi, askeri tüm yetkilileri mercek altına alıyor. Turgut Özal'dan Tayyip Erdoğan'a, askeri bürokrasiden diğer yetkililere bu sürece dahil olmuş herkes Sarızeybek'in kaleminden nasibini alıyor.
Kitabın bir diğer çekici noktası da Cem Ersever olayı. Ersever'i eroin işine kimlerin soktuğu, kimler tarafından öldürüldüğü, Doğu Anadolu'daki rantın nasıl ve kimler tarafından bölüşüldüğü ve kaçakçılık faaliyetlerinin nasıl organize edildiği kitapta ayrıntılı bir şekilde anlatılmış.
"İhaneti Gördüm" yakın tarihin kirli sayfalarını gösteren, PKK olgusunun perde arkasındaki isimleri yansıtan, bu ülkeye ihanet edenleri resmeden çarpıcı bir çalışma

Pozitiff Yyınları:Fiatı:16.00.YTL

Şeytan Yemini

ŞEYTAN YEMİNİ

Yazan:Jean-Christophe Grange



Birbirinin benzeri cinayetler işlenmektedir. Bu cinayetlerin ortak noktaları, katillerinin öldükten sonra hayata döndürülmüş ve uzun süre komada kalmış insanlar olmasıdır. Öldürülen kişiler de, onların komaya girmesine sebep olan kişilerdir. Bir tür intikam cinayetleridir bunlar. Ancak bu kişiler gerçekten katil midir? Yoksa sadece verilen emirleri uygulayan birer piyon mudurlar? Avrupa'nın birbirinden uzak kentlerinde işlenen bu cinayetler nasıl bu denli benzerlik içermektedir? Yoksa katil tek bir kişi midir? Kendini şeytanın yerine koyan, kendini şeytan sanan biri. Belki de şeytan gerçekten yeryüzüne inmiştir.
Grangé, farklı bir bakış açısıyla kaleme aldığı "Kötülüğün Kaynağı" üst başlıklı üçlemesinin ikinci kitabı şeytan Yemininde soluk soluğa okunan şeytani bir kara kitap yazdı.
Polisiye gerilim gibi başlasa da insanın tüylerini ürperten metafizik unsurlar romanda öylesine güzel harmanlanmış ki tüm insanlığın ortak sorgulamaları olan iyilik, kötülük, şeytan, inanç, satanizm, din, arkadaşlık ve ölüm konularındaki zayıflıklarımız öylesine ince yerlerinden yakalanmış ki soluksuz bir okuma vaat ediyor.
Ölüm yolundan geri dönmeyi başaranlar deneyimlerinde hep aynı verileri anlatırlar. Uzun karanlık bir yol ve ucunda görünen parlak bir ışık.Ya o yolun sonunda parlak bir ışık yoksa?..
Öldükten sonra geri dönenler hep iyilikleri mi beraberlerinde getirirler?..
Ölüme Yakın Deneyim "diğer taraf"tan dünyaya neler taşır?..
Arafa yapılan yolculuktan herkes eskisi gibi mi döner?..
Araf yolcularını dünyaya kim, hangi şartla yolcu eder?..
Grangé nefes kesen sayfaların arasına metafizik ürpertilerin yanı sıra entomolojiyi, tıbbi, farmakolojiyi, böcekbilimi, kısaca bilimi yerleştirmekle, gerilim kadar gerçeklik ve mantık dengesinde de mükemmeli yakalamış.

DOĞAN KİTAP:FİATI:25.00.YTL

topal_osman.jpg

TOPAL OSMAN AĞA

Yazan:Teoman Alpaslan

Gazi Milis Yarbay Topal Osman Ağa, gönüllü olarak katıldığı Balkan Savaşı'nda ayağından yaralanıp gazi oldu. Teşkilat-ı Mahsusa müfrezelerinde Ruslara karşı savaştı.
21 Ekim 1916'da 900 kişilik gönüllü inilisleriyle Rus ordusuna karşı Harşit cephesini kurdu. 14 Nisan 1918'de, Batum'a giren birliğin komutanı sıfatıyla 'Bakım Fatihi' olarak ünlendi.
Mondros Mütarekesi'nin daha mürekkebi kurumamışken 42 yere telgraf çekip, 'imhamıza karar verilmiştir, silaha sarılalım' cesaretini gösteren ilk 'Kuvvacı'ydı.
Ermeni Tehciri suçlusu iddiasıyla 'idama' mahkûm edildi. İdam kararı padişah tarafından 'tehcir sırasında Ruslara karşı cephede olduğu anlaşıldığından' 7 Temmuz 1919 tarihinde 168 'Kuvvacı' arkadaşı ile birlikte kaldırıldı.
Giresun belediye başkanı oldu. Kendisini öldürmek için kiralık katil tutan kaymakam ve 'Katli Vaciptir' fermanı veren müftüyü affedip onları Kuvay-i Milliye saflarına katarak bilinmeyen 'hümanist' tavrını gösterdi.
13 Kasım 1920'de Mustafa Kemal'e 'fedailerden kurulu' seçme muhafız bıraktı. Mustafa Kemal'i, Çerkez Ethem'in suikastlerinden korudu.
1921 yılı baharında, Doğu Sivas, Zara-Koçgiri bölücü isyanını bastırdı. Sayıları 25.000'e ulaşan Pontos çetelerine karşı Trabzon İnebolu arasında mücadele etti.
42. ve 47. Gönüllü Giresun Alaylarını kurup Millî Mücadele'ye katıldı.
Kurduğu 'Kuvvacı Gönüllü Milis Gücü' Atatürk'ün Samsun'a gönderilmesine sebep oldu.
Sakarya Savaşı sırasında Enver Paşa'nın Anadolu'ya girişini oluşturduğu Gönüllü Giresun Alayları ile önledi. TBMM'nin muhalif II. Grup Lideri Trabzon Milletvekili Ali Şükrü Bey'i öldürenleri bildiği hâlde 'jurnalcilik' yapmayıp, bile bile ölüme giderek Cumhuriyet'in ilanı için gerekli ortamı 'kendini feda ederek' hazırladı.

Kum Saati Yayınları-Fiatı:22.00.ytl

kan_uykusu.jpg

KAN UYKUSU-HAKKARİ 1993-1995

Yazarı : Serdar AKİNAN


Binler şehit, milyarlarca dolar kayıp... Yıllardır süregelen terör sorununun elbette, tarihi, siyasi, sosyal, ekonomik tartışılıyor. Ancak Kan Uykusu bu tartışmaları değil, hakkarı özelinde 1993-1995 yılları arasında yaşananları ele alıyor. Bir komutan ve binlerce mehmetçiğin destansı mücadelesini onların ağzından, ilk kez okuyacaksınız.
General Osman Pamukoğlu, 1993 - 1995 yılları arasında Hakkari Dağ ve Komando Tugayı ve Güvenlik Komutanlığı yapmıştır. Bu dönem, Hakkari'de PKK'nın omurgasının kırıldığı yıllardır.
- Genelkurmay Başkanı'nı çileden çıkaran haber neydi?
- Ejder Harekatı gece yarısı neden durduruldu?
- Barzani'ye bağlı karakolda kim vardı?
- Binlerce Mehmetçik iran topraklarından neden döndü?
- Amerikan jetleri Skorsky helikopterleri neden vurdu?
- İki PKK'lı Osman Paşa'ya hangi sırrı verdi?
Görev yaptığı süre içinde muharebeleri bizzat yöneten ve fiilen çatışmalara giren Osman Pamukoğlu Paşa ve komutasındaki askerler, 778 günde yapılanları muharebelerin detaylarını Kan Uykusu'na anlattı.

Karakutu Yayınları:Fiatı:18.00.ytl

hayat.jpg

Hayat Devam Ediyor / Bir Genç Kızın Gizli Defteri 7

Yazarı : İpek ONGUN

Hayatta ne çok yollar yürüyoruz.
Okul yolları... Çocukluk yolları... İlk gençliğin sancılı yolları... Üniversite yolları... Romantizmin acı tatlı yolları... Çalışma yolları...
Dönüp baktığımda bir prizma görüyorum sanki... Serra'nın ne çok yüzü var.
Çocuk Serra... Okullu Serra... Üniversiteli Serra... Aşık Serra..
Başka başka yollar, başka başka hayatlar, başka başka kimlikler, düşünceler, duruşlar...Şimdiyse evlilik yolunda...
Hayat devam ediyor!

Epsilon Yayınevi:Fiatı:16.50.ytl

medine.jpg

MEDİNE MÜDAFAAASI

Yazan:İsmail Bilgin

Evlatlarım!
Bir söz verdik. 'Kutsal şehri isyancılara vermeyeceğiz' diyerek. Elimizden
ne geliyorsa yapmalıyız. Ta ki son mermi, son er ve son kana dek Bu azim,
bu kararlılık bize dayanma gücü verecektir. Bunu hiç unutmayın! Ümitsiz
olmayınız.
Bakın, bayrağımıza iyi bakın. Herhangi bir bayrak değildir o. Şu an
devletimizin düşen birçok kalesi var. Ele geçirilen birçok şehri var. Ama
burası son kaledir. Devletimizin son direnme noktasıdır. Belki bizim bu
gayretimiz diğerlerine de örnek olursa, her yerde ittifak etmiş düşmanlara,
yedi düvele karşı koyarız!
Fahrettin Paşa
* * *
Birinci Dünya Savaşında askerimiz birçok cephede çarpıştı. Bu
çarpışanlardan bazıları da Medinedeydi. Etrafları kuşatılmıştı. Yokluk
içindeydiler. Ancak onlar ellerinden geleni sonuna dek yapmak için kararlı
ve azimliydiler Çamurlu su içtiler, hurma çekirdeklerinden ekmek yaptılar.
En önemlisi çekirge yediler Sadece düşmanla değil, açlıkla, susuzlukla ve
sıcakla da çarpıştılar.
MEDİNE MÜDAFAASI / Çöl Kaplanı Fahrettin Paşa, işte bu kahraman askerleri ve
bin bir zorluk içinde görevini hakkıyla yapmaya çalışan Fahrettin Paşayı
anlatmak için kaleme alınmıştır.
Bu kitap; okurları tarihimizin acılarla dolu bir sayfasına, cesur, inançlı,
şerefine düşkün, görevine sadık, bayrağına, vatanına, milletine bağlı
askerlerin verdiği mücadeleye tanıklığa davet eden bir fedakârlık öyküsü


Timaş Yayınları:Fiatı:14.50.ytl
______________________________________________

mekke-medine.jpg

II.Abdülhamid Yıldız Albümleri-Mekke-Medine

Yazar:Mehmet Bahadır DÖRDÜNCÜ

SULTAN II ABDÜLHAMİD,İN YILDIZ ALBÜMLERİ GÜN YÜZÜNE ÇIKIYOR

TÜRKİYE,DE İLK DEFA

Albümde Mekke ve Medine'nin ilk çekilen fotoğraflarına da yer verilmiştir.

Fotoğrafların çekildiği yıllarda matbaa ve baskı tekniklerinin çok gelişmemiş olmasından dolayı, çekilen fotoğrafların çok büyük kısmı herhangi bir yayın organında yayınlanmamıştır. Fotoğraflar ilk kez bu kadar kaliteli kağıtlara ve bu kadar temiz bir baskı ile gün yüzüne çıkarılmaktadır.

Fotoğraf tarihi bir belgedir. Bu yüzden bu albümdeki fotoğrafların yayınlanması ile Hicaz'a Osmanlıların yaptığı hizmetleri çok daha iyi görülmektedir.

Kâbe ve çevresinin ve yine Medine ve çevresinin hiç bir ticari kazanç uğruna kirletilmediği en saf hâllerini göstermesi bakımından da çok önemlidir.

Albümün kapağı, Yıldız Albümlerinde yer alan orijinal kapaklardan esinlenerek yapılmıştır.

6. Albümde yer alan fotoğraflar Mekke Medine Lübnan'ın tarih boyunca nasıl bir tapoğrafik değişim gösterdiğini ispatlamaktadır.

7. Günümüzde pek azı kalan eserler bu şekilde gün yüzüne çıkartılmış olmaktadır.

8. Yitik Hazine yayınları bu albümle silinmeye yüz tutmuş çok önemli belgeleri Türk kültürüne kazandırmış olmaktadır.

9. Bu albüm devamında çıkacak diğer albümlerle Yitik Hazine Yayınları Türk tarihi için büyük bir kazanım olacaktır.


MEKKE ve MEDİNE,nin ilk Fotoğrafları Gün Yüzüne Çıktı

Osmanlı Devletinde fotoğrafçılığın en büyük destekçisi olan Sultan II. Abdülhamid,in bizzat çektirdiği Mekke ve Medine,ye ait ilk fotoğraflar Yitik Hazine Yayınları tarafından II. Abdülhamid Yıldız Albümleri Mekke-Medine ismiyle yayınlandı.

Albümü hazırlayan Mehmet Bahadır DÖRDÜNCÜ yaptığı açıklamada şunları söyledi: Dünya dengelerinin tamamen Osmanlıların aleyhine döndüğü bir devirde tahta çıkan Sultan II. Abdülhamid, Osmanlı coğrafyasını fotoğraflardan takip etmiştir. Günümüzdeki MOBESE sisteminin bir benzerinin bizzat padişah tarafından fotoğraflarla yapıldığını görmekteyiz. Fotoğraflar sayesinde Mısır,dan Balkanlar,a, Arabistan,dan Kafkaslar,a kadar geniş bir coğrafyayı tanıma imkânına sahip olan sultan, kendisinin gitme imkânı bulamadığı yerleri ve buralarda yapılan faaliyetleri fotoğraflardan öğrenmiştir.

Sultan II. Abdülhamidin çektirdiği Mekke Medine fotoğrafları gün yüzüne çıktı. İşte mukaddes mekanların, geçmişini gösteren tarihi fotoğraflar. Osmanlı Devleti’nde fotoğrafçılığın en büyük destekçisi olan Sultan II. Abdülhamidin bizzat çektirdiği Mekke ve Medineye ait ilk fotoğraflar Yitik Hazine Yayınları tarafından II. Abdülhamid Yıldız Albümleri Mekke-Medine ismiyle yayınlandı.

Osmanlı Devletinde fotoğrafçılığın en büyük destekçisi olan Sultan II. Abdülhamidin bizzat çektirdiği Mekke ve Medineye ait ilk fotoğraflar Yitik Hazine Yayınları tarafından II. Abdülhamid Yıldız Albümleri Mekke-Medine ismiyle yayınlandı.

Albümü hazırlayan Mehmet Bahadır DÖRDÜNCÜ yaptığı açıklamada şunları söyledi: Dünya dengelerinin tamamen Osmanlıların aleyhine döndüğü bir devirde tahta çıkan Sultan II. Abdülhamid, Osmanlı coğrafyasını fotoğraflardan takip etmiştir.

Günümüzdeki MOBESE sisteminin bir benzerinin bizzat padişah tarafından fotoğraflarla yapıldığını görmekteyiz. Fotoğraflar sayesinde Mısırdan Balkanlara, Arabistandan Kafkaslara kadar geniş bir coğrafyayı tanıma imkânına sahip olan sultan, kendisinin gitme imkânı bulamadığı yerleri ve buralarda yapılan faaliyetleri fotoğraflardan öğrenmiştir.

80 civarında fotoğraftan oluşan albümün kapağı orijinal haline sadık kalınarak bordo kadife üzerine altın yaldız baskı ve kadife kabartma olarak hazırlanmış. Albüm, Osmanlıda fotoğrafçılığın kısa tarihçesini anlatarak başlıyor. II. Abdülhamidin fotoğrafçılığa olan ilgisinin anlatıldığı yazıların ardından, fotoğraflar hakkında genel bilgiler veriliyor.

Osmanlıların Mekke ve Medineye yaptıkları hizmetlerin özet olarak anlatıldığı bölümde bölgede bulunan Osmanlı eserleri, Surre Alayları ve Hicaz Demiryolu da kısaca anlatılıyor. Yazıların kısa tutulmasındaki amaç; albümün yazılara boğulmasını önlemek ve fotoğrafları ön planda tutmak olarak açıklanmış.

Giriş kısmının son kısmında ise bölgenin Osmanlının elinden çıkışı anılarla anlatılıyor. Özellikle Medine Müdafii Fahrettin Paşanın destansı savunmasından bahsediliyor. Konu anlatımları Sultan Abdülhamidin çektirdiği fotoğraflarla zenginleştirilmiş.

Eserde fotoğraflı kısım, Mekke ve Medineyi gösteren bir harita ile başlıyor ve Osmanlıların Lübnandan başlayarak ilerlediği Hac yolunu göstererek önce Mekkeye ardından Medineye oradan da Taife ulaşan bir güzergâh izliyor. Eserin en sonunda panoramik olarak çekilmiş 6 parçadan oluşan Mekke ve 12 parçadan oluşan Medine resimleri dijital ortamda birleştirilerek konulmuş.

Mehmet Bahadır DÖRDÜNCÜ Abdülhamid için fotoğrafın önemini Abdülhamidin bir sözü ile anlatıyor. Her resim bir fikirdir. Bir resim yüz sayfalık yazı ile ifade olunamayacak siyasi, hissî manaları telkin eder. Onun için ben, tahrir-i mündericattan (yazılı bilgilerden) ziyade, resimlerden istifade ederim. Özellikle Mekke ve Medinenin ilk fotoğrafları olan Albay Sadık Beyin çektiği fotoğrafların çok yıpranmış olduğunu belirten DÖRDÜNCÜ, fotoğraflarda zaman içinde oluşan nemlenme ve mantarlanma dolayısıyla fotoğrafların bazılarının dijital ortamda temizlendiğini ve uygulanan filtrelerle daha görünür hale getirildiğini belirtiyor.

Mekke Medine Albümü son yüzyıl içinde Mekke ve Medinenin yaşadığı değişimi göstermesi bakımından da ayrı bir önem taşıyor. Fotoğrafların pek çoğunda bulunan Osmanlı eserleri günümüzde bulunmuyor. Mekkeyi koruyan Hint ve Fülfül Kalelerinden sonra 2001 yılında Ecyad Kalesinin de yıkılması ile Mekkedeki Osmanlı izleri iyice azalmış bulunuyor. Tavaf alanının içinde bulunan Kütüphane, Muvakkithane (Namaz vakitlerinin belirlendiği yer), Minber, mezheplere ait yerler ve diğer yapılar tamamen kaldırılmış durumda. Tavaf alanında Osmanlıdan geriye Revaklar ve Kâbe;nin üzerinde bulunan Altınoluktan başka bir eser kalmadığı görülüyor.

Mekkede bulunan ve Hz. Muhammed'in (s.a.s.) annesi Hz. Âmine; eşi Hz. Hatice; amcası Ebu Talip ve Mekke'de vefat eden diğer yakınlarına ait Cennetül Mualla Mezarlığı fotoğrafında Osmanlıların yaptırmış olduğu türbeler gözükürken günümüzde Cennetül Mualla Mezarlığı dümdüz bir vaziyette bulunuyor. Bu gün Medine'de Mescid-i Nebevide bulunan Osmanlı eserlerinin pek çoğu kaldırılmış durumda. Kanuni zamanında yaptırılan surlar yıkılmış, karakolhaneler, kışlalar da ortadan kaldırılmıştır.

Osmanlı dönemi ile günümüzün Mekke Medinesi arasında bu kadar fark olmasının nedenini Mehmet Bahadır DÖRDÜNCÜ şöyle anlatıyor: Bizim bu albümü hazırlamaktaki amacımız bir kimseyi veya devleti suçlamak değildir eserin hazırlanmasındaki amaç; bu eserlerden günümüz insanının da haberdar olmasıdır. Evet, günümüzdeki Mekke Medine, Osmanlı dönemine göre çok büyük farklılıklar gösteriyor. Bazı mezheplerin anlayışları ve bazı maddi kaygılardan dolayı Osmanlıdan sonra bölgede çok büyük değişiklikler olduğu muhakkak. Tarih boyunca bir bölgeye hâkim olan üstün kültür o bölgeden çekilince yerine gelen kültür eskisinin boşluğunu dolduramadığı zaman ondan geriye kalan eserleri ortadan kaldırmaya çalışır. Bunun tarih boyunca pek çok örneği var: Persler ve Moğollar gibi Sanırım bu coğrafyalarda da benzer bir durum söz konusu.

DÖRDÜNCÜ, II. Abdülhamid yıldız albümlerinin padişah için de çok büyük manalar taşıdığını bu fotoğrafların bulunduğu albümlerin diğerlerinden daha ihtimamla hazırlanmış olduklarını belki de hacca gidemeyen padişahın bu fotoğraflarla Mukaddes Topraklara duyduğu hasreti giderdiğini belirtiyor.

Albümde yer alan ilginç bilgilerden birkaçı şöyle:

Medine;de Hz. Peygamberin kabrinin bulunduğu Yeşil Kubbe, II. Mahmud zamanında yapılmış.

Medinede, Osmanlıların peygambere duyduğu saygıdan dolayı, hiçbir binanın Ravza-ı Mutahharadan daha yüksek olmasına izin verilmemiş.

Medinede yer alan Mescid-i Nebevinin inşaatında kullanılan eserlerin en kaliteli malzemeden yapılmasına çalışılmış. Mescit içinde Türk çinileri kullanılmış.

Mescid-i Nebevinin zemininde yer alan Hindistan seccadeleri kaldırılmış yerine Uşak, Hereke, Isparta ve Gördesten getirtilen özel yapım Anadolu halıları serilmiş.

Sel baskınları ile tahrip olan Kâbe IV. Murad, II. Mustafa ve Mehmed Reşad tarafından tamir ettirilmiş.

Çelebi Mehmed'den itibaren Osmanlılar Kutsal Topraklara Surre Alayları göndermişler. Yavuz'dan Vahdettin'e kadar Osmanlı padişahları bölgeye yardımlarda bulunmuş ya bina yaptırmış ya da mevcut binaları tamir ettirmişler.

Kanuni zamanında Mekke'ye ilk medreseler yaptırılmış ve bu medreselerin planları Mimar Sinan'a çizdirilmiş.

Osmanlılar Mekke ve Medine'de gerek Hz. Peygamberin gerekse Sahabilerin anılarını yaşatmak için bazı mekânlara mescitler yapmışlar.

Yitik Hazine Yayınları tarafından piyasaya sürülen albüm özellikle yitirilen hazine değerindeki Osmanlı eserlerini fotoğrafla dahi olsa göstermesi bakımından çok anlamlı bir iş görüyor

Yitik Hazine Yayınları :115.00.ytl
_____________________________________________

sadece.jpg


SADECE APTALLAR 8 SAAT UYUR

Yazarı : Erdal DEMİRKIRAN

Aklı Başında olan hiçbir insan, ömrünün üçte birini yastığa bağışlamaz.

Bu kitap,
Erişkin bir insan günde en az 8 saat uyumalıdır. palavrasını ve / veya önyargısını kırarak 8 saat uyumanın bir alışkanlıktan ibaret olduğunu öğretmektedir. 4 saat uyuyarak 8 saat uyumuş gibi zinde uyanmayı da anlatan kitap, bunun nasıl yapılabileceğini öğretmektedir.

60 yıl yaşadığı varsayılan sıradan bir insan, ömrünün 15 yılını çocuklukta, 15 yılını gıvır zıvır işlerde, 20 yılını da uykuda geçirmektedir ki bu hesapla geriye 10 yıl kalır. Ancak bu aynı sıradan insan, 8 saat yerine 4 saat uyursa, ömrünün sadece 10 yılını uykuda geçirecek ve böylece 10 sene daha fazla yaşamış olacaktır. Bunu başardığında ise sıradanlığı sona erecek ve sıra dışı başarılar elde edecektir; çünkü sıra dışı başarılar elde edenler tüm başarılarını bu ikinci 10 yıla borçludurlar. Keops, Da Vinci, Edison, Newton, Dostoyevski, Armstrong gibi

Hipotalamus Hediyeli Kitap (İlk defa)
Kitabın sağ üst köşesini keserek söz konusu köşeye bir kutu yerleştirdik. Kutunun içine ise kitabın ilerleyen bölümlerinde adı sıkça geçecek olan 'Uyku Kontrol Merkezi'ni koyduk. Kitaba göre, okuyucu uykusunu azaltmak için bu merkeze hükmettiğine inanmak zorundadır.

Aslında uyku sıkıcı bir konudur. Çevrenizde biri uykudan bahsedince esnemenize engel olamazsınız çoğu zaman. Ancak yazar bu konuyu roman formatında işleyerek öyle eğlenceli bir hale getirmiş ki; kitabı bitirmeden uyumak neredeyse imkansız gibi. E tabi kitabı bitirdikten sonra da...

Kashna Kitap Ağacı:Fiartı:14.00.ytl

MAHKUM PRENSES

Yazan:Philippa Gregory

Aragonlu Katherine, Katalonya'da doğdu. Anne ve babasının aileleri krallar ve savaşçılarla doluydu, Aragonlu Katherine İspanyol İnfanta'ydı. O, İspanyol Prenses'ti. Üç yaşındayken, İngiltere Kralı VII. Henry'nin varisi ve oğlu, Prens Arthur'la nişanlandı. Galler Prensesi olmak üzere yetiştirilen Katherine, o uzak, nemli ve soğuk ülkeyi yönetmenin kaderi olduğunun farkındaydı.

Müstakbel kayınpederi Katherine'in ülkeye gelişine büyük tepki gösterdiğinde, genç prensesin hayata olan inancı sınanmıştı. Arthur daha ufacık bir çocuktu; yiyecekler bir tuhaf ve adetler de bir o kadar kabaydı. Katherine zamanla birinci Tudor hükümdarlığına alıştı ve Arthur'un karısı olarak sürdürdüğü hayat daha katlanılabilir bir hale geldi. Bu anlaşmalı evlilik beklenmedik bir şekilde narin ve tutkulu bir aşk yarattı.

Fakat bu çalışkan genç adam öldüğünde, Katherine kendi geleceğine yön vermek üzere yapayalnız kaldı. Ne olursa olsun kraliçe tacını giymeli ve kendi hanedanına hükmetmeliydi. Ama nasıl? Elbette Arthur'un eğlenceli ve şımarık erkek kardeşi Henry'yle evlenerek. Henry'nin hem babası hem de büyükannesi bu evliliğe tamamen karşıydı; Katherine'in gücü tartışılmaz ailesiyse yardımcı olacak gibi görünmüyordu. Ancak Katherine, annesinin kızıydı ve damarlarında aynı savaşçı kan akıyordu. Amacına ulaşmak için ne gerekirse yapmaya hazırdı; bu uğurda hayatının en büyük yalanını söyleyip bu yalana sadık kalmak zorunda olsa bile

Artemis Yayınları:Fiatı:24.00.TL

en_son.jpg

ENSON YÜREKLER ÖLÜR

Yazan-Canan Tan

Bir kadın... Bir erkek... Yüreğe düşen ilk kıvılcımlar... Ve Yılın Düğünü
Kim tahmin edebilir âşıkların arafa girdiklerini...
Hikâye mutlu çiftin geçirdiği kazayla başlıyor.
Sıkı tutun, Nehir!
Kadının belleğinde kalan son cümle bu.
Bu sözlerle karısını korumaya çabalayan Deniz, yaşama tutunmayı başaramıyor ne yazık ki.
Ve acı kayıp gerçekleşiyor.
Ancak, yüreği direniyor. Ölümün kıyısında bekleyen birilerine can verebilmek için...
Ya sonrası?
Nakil yapılan kişi, yeni kalbinin gerçek sahibiyle ne derece özdeşleştirebilir kendini?
Denizin kalbini taşımak, Denizin aşkına sahip olmaya yeter mi?

En Son Yürekler Ölür yaşamın ölümle bitmeden yeniden başladığı bir kavşakta geçiyor. Acılar eti değil ruhu deşerken, ne olursa olsun yürek direniyor...

Altın Kitaplar-Fiatı:19.00.TL

pano0111.jpg

BAB-I ESRAR

Yazan-Ahmet Ümit

"Ahmet Ümit'ın son romanı, Bab-ı Esrar...Yaşamı, aşkı ve inancı yeniden düşünmek için Yedi yüz yıldır çözülemeyen sır; Şems-i Tebrizi cinayeti...

Yedi yüz yıldır süren bir sevda; Şems-i Tebrizi ile Mevlânâ
Bab-ı Esrar sadece bir gerilim romanı değil, aynı zamanda bir sırlar kitabı. Fantastik öğeleri kullanarak çok katmanlı bir dil yaratan Ahmet Ümit bu yapıtında Mevlevilik temelinde din ve inanç üzerine ilginç sorular soruyor. Din ile aşk arasında, inanç ile sevda arasındaki ilişkiyi bambaşka bir açıdan gözlerimizin önüne seriyor.
Dünyayı, yaşamı, inancı ve aşkı, yeniden düşünmemiz, yeniden araştırmamız, yeniden okumamız için...
Sırlar kapısı anlamına gelen Bab-ı Esrar adlı yeni romanında Mevlana ile Şems arasındaki büyük aşkın yanı sıra Kimya ile Alaaddin arasındaki ölümcül ilişkiyi de anlatıyor.

Ümit, romanı hakkında şu bilgileri verdi:
Bu romanda Şems cinayeti üzerinden batı düşüncesi ile doğu düşüncesini kıyaslıyorum. Doğuda her zaman akıl yerine sezginin ön planda tutulduğu bir düşünce hakimdir. Bunun en ucunda ezoterizm vardır. Sonuçta, doğu toplumlarını asıl etkileyen düşünce ezoterizmdir. Batı ise esas olarak akla dayanır. İnsanı akıldan ibaret görürler.
Tabii bu yanlış bir şey, ama maddi olarak çok geliştiler ve dünyayı yöneten insanlar haline geldiler. Bu kitapta ben bu batı düşüncesinin bakış açısını incelemeye çalışıyorum. Oradaki kahramanlardan biri Türklerden de nefret eden İngiliz bir kadın. Bu kadın bir gün Konya'ya gelir ve burada birtakım olaylarla karşılaşır ve bize dair düşüncelerinde bazı değişiklikler olur.

Doğan Kitap-Fiatı-20.00.ytl

bakirenin_a_k_.jpg

BAKİRENİN AŞIĞI

Yazan-Philippa Gregory

Boleyn Kızı ve Kraliçenin Soytarısı romanının yazarından, Kraliçe Elizabeth döneminin ilk yıllarını ve o tehlikeli günleri anlatan, nefes kesici bir roman. İngiltere nin yeni kraliçesi olmuş Elizabethi bekleyen iki büyük tehlike vardı: Fransızların, İskoçyayı istila edip İskoçya Kraliçesi Maryyi tahta geçirme tehdidi ve Elizabethin, vatan hainliğinden hüküm giyip zindanda kalmış Robert Dudleyye olan tutkulu aşkı. Ancak Dudley zaten evliydi ve kendini ona adamış karısı Amy, Roberttan asla umudunu kesmeyecekti, özellikle de görevine yeni atanmış Protestan bir kraliçe için. Sevgili kocasından ayrılıp onu özgür bırakmamakta kararlıydı ancak kocasının gözdesi olmayı da başaramıyor, kocasını sarayın zevk ve sefasından uzak tutamıyordu. Bu evliliğe karşı olan başkaları da vardı ancak onlar da farklı sebepten karşı çıkıyorlardı Elizabethe. Kraliçenin en bilge danışmanı William Cecil, Elizabethin siyasi ilişkiler adına faydalı bir adayla evlenmesi gerektiğini biliyordu; amcası Dudleyden nefret ediyordu ve Elizabethle evlenmesi için önce ölüsünü çiğnemesi gerek diye yeminler ediyordu. Âşıklar üçgeninin arkasındaysa başka nifaklar yaşanıyordu: Protestanlar, papazlar, suikastçılar, diplomatlar ve para peşindekiler. Elizabeth iflasın eşiğindeki ülkesinin başına geçer geçmez, ülkeyi bir de asla kazanılma ümidi olmayan bir savaşa sürükleyince İngiliz parasının değeri de iyice yok oluyordu.
Ancak bu arada birisi gizli bir eylemin peşine düşecekti ve işte o andan itibaren Elizabeth, Dudley ve yeni yükselen imparatorluk için hiçbir şey planlandığı gibi olmayacaktı.
Tarihi gerçekleri çağımızda devam eden söylentilerle birleştirip karıştıran Philippa Gregory, Tudor günlerini anlatan karanlık ve gerilim dolu bir roman ortaya çıkarıyor ve büyük kraliçe I. Elizabethi daha önce hiç kimsenin göstermediği bir şekilde resmediyor. Tutkulu, korku dolu ve duygusal ihtiyaçları bitmeyen bu kraliçeyi hiçbir şey durduramıyor.


Artemis Yayınları-Fiatı-24.00.ytl

kralicenin.jpg

KRALİÇENİN SOYTARISI

Yazan-Philippa Gregory

Tudor masalı Kraliçenin Soytarısı ile devam ediyor... Boleyn Kızını, bir kralın aşkı için birbiriyle savaşan iki kızkardeşin gerçek masalını çok sevmiştiniz. Kraliçenin Soytarısında ise bakire Elizabethin kraliçe olma ihtirası ve bu yolda kanlı Mary ile giriştiği entrika savaşı sizi tamamen ele geçirecek. Tüm bu hanedan mücadelesinin ise tek bir tanığı var. Engizisyondan kaçan Yahudi bir genç kız.Marynin sarayındaki soytarı. Bir casus.

Artemis Yayınları-Fiatı-24.00.ytl

boleyn kızı

BOLEYN KIZI

Yazan-Philipa Gregory

NEFİS BİR TARİH MASALI OLAN BOLEYN KIZI, ARALIK 2007'DE BEYAZ PERDE PRÖMİYERİNİ YAPACAK.

BOLEYLER'İN İKİ KIZINI SCARLETT JOHANSSON VE NATALIE PORTMAN OYNAYACAK.

Mary Boleyn, on dört yaşında, masum bir kız olarak kraliyet sarayına geldiğinde, VIII. Henry'nin gözlerini kamaştırır. Gördüğü ilgiyle tüm varlığı alt üst olan Mary, hem altın prensine aşık olur, hem de gayrıresmi kraliçe olarak her geçen gün artan rolüne. Ancak öyle bir an gelir ki, kralın kendisine olan ilgisi gittikçe sönmeye başladığında, ihtiraslı planlar yapmakta olan ailesinin piyonuna dönüştüğünü fark eder ve en yakın arkadaşından uzaklaşmaya ve rekabet etmeye zorlanır: Kız kardeşi, Anne Boleyn'den. İşler iyice çığırından çıktığında ailesine ve kralına baş kaldırması gerektiğinin farkına varır ve kaderinin iplerini kendi eline alır.

Son derece zengin biçimde işlenmiş, etkileyici bir aşk, seks, ihtiras ve intikam masalı. Boleyn Kızı, Avrupa'nın en heyecanlı ve gösterişli saraylarından birinin tam kalbinde yaşamış, sıradışı eğilimleri ve ihtirasları olan, içindeki sesi dinleyerek varlığını sürdürebilmiş
bir kadını tanıştırıyor dünya okuruna.
Gregory'nin artistik ehliyeti sağlam yerden, bu belli, bir kurmaca yazarı olarak ortaya çıkaramayacağı hikâye yok.
-Times
Tarihi romanslara düşkün okur için nefis bir deneyim olacak.
-Publishers Weekly
Tudor Hanedanını ortaya seren, sürükleyici bir roman. Hatta son yılların en çarpıcı tarihi romanı!
Daily Mail

Artemis yayınları-Fiatı-24.00.ytl

Diriliş

DİRİLİŞ-ÇANAKKALE 1915

Turgut Özakman'ın yeni kitabı

''Şu Çılgın Türkler'' kitabıyla satış rekorları kıran Turgut Özakman'ın 10 martta çıkacak ''Diriliş - Çanakkale 1915'' kitabı birçok internet alışveriş sitesinde önsiparişle satışı konuldu.


Bilgi Yayınevi tarafından yayımlanan "Şu Çılgın Türkler" kitabıyla Türk tarihini ve kahramanlıklarını farklı bir dille anlatarak kitleleri etkileyip tarihi sevdirmeyi başaran Özakman'ın yeni kitabı daha çıkmadan yoğun ilgi görmeye başladı.

Kitabın arka kapağı

Tarihin en eski milletlerinden biri, ateşten geçerek, kan içinde, bir daha uyumamak, benliğini unutmamak, kandırılmamak, sömürülmemek, ezilmemek, ölmemek üzere çığlık çığlığa diriliyordu.

Ünlü Yazar Turgut Özakman, şöyle anlatiyor:

"Diriliş'i yazarken bazı şehitlerin omuz başımda durdukları, yazdıklarımı denetledikleri duygusuna kapıldığım çok oldu.

Ey sevgili gençler! Bu savaşları, lütfen sabırla, dikkatle, düşüne düşüne okuyunuz. Bunları heyecanlı, kanlı savaş sahneleri anlatmak için, hele savaşı övmek için yazmadım. Bir milletin dirilişinin, uyanışının aşamalarını oluşturdukları için anlattım, bilmenizi istedim."

Düşmanın hangi kanada yürüyeceğini tesbit etmek için uçağa ihtiyaç vardır. Ancak, Türk ordusunun sadece 4 uçak kalmıştır, onlarda yedek parça olmadığı için Ankara'da beklemektedirler. Keşfe çıkan tek uçak ise havada arızalanır ve düşer. Yunan ordusu taarruza geçmiştir.


Bilgi Yayınevi-Fiatı-22.00.ytl

ŞU ÇILGIN TÜRKLER

ÇILGIN TÜRKLER

Yazan:Turgut Özakman

Dünyadaki en meşru, en ahlaklı, en haklı, en kutsal savaşlardan birinin, emperyalizme karşı verilmiş ve kazanılmış ilk kurtuluş savaşının, bir millileşme ihtilalinin romanı, şaşırtıcı bir yakın zaman destanı...
- Turgut Özakman'ın elli küsur yıldır süregelen çabasının ürünü.
- Milli Mücadelemizin, bir serüven romanı gibi rahat okunan ve şimdiye kadar yazılmamış ayrıntılı, çok yönlü öyküsü.
- Gurur ve ibret verici gerçeklerin, gerçek belgelere dayalı olgu ve olayların, insani içine çeken, şaşırtan, heyecanlandıran, ağlatan, gönendiren anlatısı.
- Tüm yeni nesillere eşi olmayan bir armağan.
Sevgili Gençler !
.... Emperyalizmi ve yamaklarını dize getiren, bir enkazdan yepyeni, çağdaş bir devlet kurmayı başaran atalarınızla gurur duyun, şehit ve gazi atalarınızın onurunu yalancılara çiğnetmeyin.

Bilgi Yayınları:Fiatı:22.00.ytl

secret-s_r.jpg

The Secret

Yazan-Rhonda BYME

SIR

"Bu sırrın ne olduğunu söyleyemem.Tek söyleyebildiğim varolduğu."
(Alexander Graham Bell-Telefonun Mucidi) Çağlar boyu nesilden nesile geçerken, bir çok insan ona göz dikti, onu gizledi, kaybetti, çaldı, büyük paralar karşılığı satın alanlar oldu. Tarihteki en önemli insanların bazıları yüzyıllar ka-dar eski olan Sır ra vakıf olmuşlardı. Eflatun, Galileo, Beethoven, Edison, Carnegie, Einstein ve diğer mucitler, bilim adamları ile büyük düşünürler Sır rı biliyorlardı; ve şimdi Sır dünyaya açıklanıyor.
Sırrı öğrendiğinizde, istediğiniz her şeyi elde etmeyi, yapmayı, ya da istediğiniz her şey olmayı da öğrenmiş olacak; asıl kimliğinizi bulacak ve hayatta sizi bekleyen gerçek ihtişamın ne olduğunu göreceksiniz.
Sizce dünya nüfusunun sadece lik bir kısmını oluşturan bir kesimin tüm maddi gelirin %96'sına sahip olması bir tesadüf mü?
Olağanüstü bir servete sahip olmak ister misiniz?
Muhteşem bir malikanede yaşamak ister misiniz
Ömrünüz boyunca hiç sıkıntıya düşmeden bolluk, bereket içinde yaşamak ister misiniz?
Ruh eşinizi bulmak ya da huzurlu, mutlu bir evlilik yaşamak ister misiniz?
Peki kendinize sorun. Gerçekten ne, ama ne istersiniz?
Amaçlarınıza ulaşmak için bu kitabı kullanmaya başlayabilirsiniz. Yaşamınızdaki herhangi bir şey için bir cevap, bir rehber arıyorsanız, sorunuzu sorun, cevap alacağınıza inanın ve bu kitabı rastgele açın. Açılan sayfada aradığınız ce-vabı ve tavsiyeyi bulacaksınız.
"Sır tüm olmuşların, olanların ve olacakların cevabıdır."

(Ralph Waldo Emerson-Filozof)

Owo Basım Yayın-Fiyat 19,00 YTL

11.yaz_t.jpg

11.YAZIT

Wilbur Smithin en çok satan, Nehir Tanrısı ve Yedinci Papirüs
ile okurlarının gönlünü fetheden Mısır dizisinin merakla beklenen son kitabı çıkıyor
Korkunç bir veba salgını Mısır halkını kırıp geçirmiş, krallık perişan olmuştur. Ülkenin üzerine bir kara bulut gibi çöken lanet, Nilin ku-rumasıyla son darbesini de indirmiştir. Mısırda tüm nehirler çekilmiş, topraklar kuruyup kuraklaşmıştır. Afrikanın el değmemiş top-raklarında ise felaket dolu olaylar meydana gelmektedir. Umutsuzluk içinde kıvranan Firavun Nefer Seti, yaşadıkları tüm bu fela-ketlere ancak Taitanın çözüm bulacağına inanır. Bu yüzden onu Nilin kaynağına gönderir. Fakat, bu gizemli topraklarda Büyücüler Kralını nasıl bir düşmanın beklediğini hiç kimse bilmemektedir. Bütün umutları sırtında taşıyan Taita, bu ağır yükün altından kalkmak için kendisini bekleyen kötülükler karşısında neler yapacaktır?...
11. Yazıt, olağanüstü bir macera romanı. Wilbur Smith bir kez daha yazarlığının zirvesinde olduğunu kanıtlıyor.
YAZAR HAKKINDA
Wilbur Smith 9 Ocak 1933-de şimdiki adı Zambia olan Kuzey Rodezyada doğdu. Bugüne kadar 30 roman kaleme alan yazarın kitap-larının tamamı 26 dile çevrilmiş ve tüm dünyada 100 milyondan fazla satış rakamına ulaşmıştır. Yirmi dokuz yaşında yazdığı ilk ro-manı ile adından söz ettiren yazar, otuz bir yaşında kaleme aldığı Bencil (When The Lion Feeds) isimli romanı ile büyük bir başarı elde etmiş ve o günden beri çok satanlar listelerinin vazgeçilmez ismi haline gelmiştir.

ALTIN KİTAPLAR-FİATI:28.00.YTL

metal-3.jpg

METAL FIRTINA 3 /KARŞI SALDIRI

Yazan:Burak Turna

"Gelecek öngörülebilir mi? Metal Fırtına 3 Karşı Saldırı'yı okuyun ve buna siz karar verin."

Yazdığı Fırtına kitabıyla olası bir Amerika -Türkiye savaşını öngörüp Beyaz Saray'ı bile ürküten ve dünyayı sallayan, Üçüncü Dünya Savaşı'yla Avrupa'daki göçmenlerin eylemlerini tahmin eden Burak Turna bu sefer de okuyucuyu dünyanın en sıcak çatışma bölgelerine götürerek, heyecanlı bir aksiyon kurgusunun içine sokuyor.

Kötülük baronu, bütün operasyonlarda kendisini engellediğini düşündüğü Gri Takımdan kurtulmak için bir plan geliştirir. Afrika nın Atlas Okyanusuna açılan Gambiya isimli küçük ülkesinde pek az kişinin bildiği bir Türk eğitim birliği vardır. Kötülük baronu, bu birliğin subaylarını kaçırttırır ve Türk Özel kuvvetlerinin onları kurtarması için girişim başlatmasını sağlar. İlk amacı bu özel birliği pusuya düşürmektir.

Ancak esas amacı bu komployu Gri Takımın öğrenip engellemeye çalışmasını sağlamak ve Gri Takım'ı, savaş alanına geldiğinde yok etmektir.

Peki Gri Takım, bu büyük tuzaktan kurtulup karşı saldırıya geçebilecek mi? Kurt, bu ölümcül mücadeleden sağ kurtulabilecek mi? Mert ve Gökhan ın ilişkileri nasıl bir şekil alacak? Metal Fırtına 3'ü okumaya başladığınızda zamanın nasıl geçtiğini anlamayacak ve bir sonraki sayfayı heyecanla bekleyeceksiniz.

Profil Yayıncılık-Fiatı:8.50.ytl

bezman.jpg

AUORA'NIN İNCİLERİ

Yazan-Nermin BEZMEN

Çok satan Sırın devamı
Bir tiyatro oyunu gibi hazırlanmış, sürprizlerle dolu serüvende kendi iç dünyasını, kadınlığını, kocasıyla ilişkilerini sorgulayan genç kadının, babaannesinin romantizm ve cinsellikle beslenen, keyif ile hüznü, ihtiras ile melodramı seviştiren hayatını tekrarlamaya cesareti olacak mı? Onun aşklarına, kayıp bebeğine ve AURORA NIN İNCİLERİ'ne ulaşmaya çalışırken kendi iç dünyasındaki yolculuk genç Hüma'yı hangi limana atacak?
SIR'ın devamı olan bu roman size bir kez daha, nine ve dedelerinizin de bir zamanlar, tutkulu ve ihtiraslı aşklar yaşamış olabileceğini hatırlatacak.

Remzi Kitabevi-Fiatu:15.00.ytl

RÜYADAN İMPARATORLUĞA

Rüyadan İmparatorluğa Osmanlı

Caroline FINKEL

Osmanlı tarihleri ilk padişah Osmanın kuracağı hanedanın rüyasını gördüğünü kaydederler rüyada Osmanın göbeğinden çıkan tam gelişmiş bir ağaç onun torunlarının gücünü ve topraklarının büyüklüğünü simgeler. Osmanın soyu göçebe kökenlerinin becerilerini, fethettikleri Bizansın emperyal dünya görüşüyle birleştirdi. Sonuçta altı yüzyıl boyunca, en güçlü döneminde Macaristandan Basra Körfezine, Kuzey Afrikadan Kafkaslara kadar uzanan bölgeleri kontrol eden, çok etnisiteli bir devlet doğdu. Osmanlının moderniteye geçişi Habsburglar ya da Romanovlarınki kadar karmaşık bir süreçti.
Osmanlılardan askerî cesaretleri nedeniyle korkulur, devlet idarelerine ise saygı duyulurdu; Kanunî Sultan Süleyman ve II. Abdülhamid gibi padişahlar dönemlerine egemen kişilerdi. Ancak, padişahın ve ailesinin gözden uzaklığında örneklendiği gibi, imparatorluğun işleyişi bir sır perdesiyle örtülmüştü. Bugün bile modern Türkiyeyi ve komşularını ziyaret edenler Osmanlının miras bıraktığı anıtsal mimariye ve incelikli sanat eserlerine hayranlık duyarken, Avrupa ve Ortadoğu halklarının çoğunluğu Osmanlı geçmişlerinin tarihlerini ve kültürlerini nasıl biçimlendirdiğini görmekte zorluk çekmektedir.
Osmanın vizyonunun gerçekleşmesi, zamanla çöküntüye uğraması ve Birinci Dünya Savaşının muharebe alanlarında yok olması, modern dünyanın kavranması için temel önemde, gerçekten dramatik bir destandır.

Timaş Yayınevi :Fiyat 32,50 YTL

CUMHURBAŞKANI EŞLERİ

CUMHURBAŞKANI EŞLERİ

Ya kendi yada dünyanın gözünü ayırmadığı bir lideri karısı O kendi olmayı seçti ve bir başıma sessiz yaşadı.
Yeni Türk Cumhuriyeti gibi umutlu.gayretli bir kadın. İyi bir anne, zarif bir lider eşi
Kurtuluş Savaşı'na katılmış bankacı kocasını kolluk kuvvetlerine karşı korumak için sabah kadar gölge oyunu oynayan 23 yaşında bir kadın
Sadeliği ve sertliği başlı başına bir otoriter kişilik
İnsanları hizaya sokan komutan, karısı
Evini basan Harbiyelilerin ele vermeyerek onları askeri mahkemeye karşı koruyan bir Genelkurmay Başkanı eşi
Ressam Fikret Mualla'nın mezarını yaptıran Modalı Bir hanımefendi
Referandum olmadan asla deyip Çankaya'ya yerleşmeyi reddeden bir darbeci eşi
Sıra dışı halleriyle köşk'e renk getiren güçlü bir karakter
Elli yıldır zakasıyla kimseyi kırmamayı başaran iki askeri darbede de başbakan olan eşini yalnız bırakmamış cefakar bir kadın

İnkilap Kitabevi:Fiatı-Ciltsiz-21.50.YTL

__lg_n_t_rkler.jpg

ŞU ÇILGIN TÜRKLER

YAZAN:TURGUT ÖZAKMAN

Dünyadaki en meşru, en ahlaklı, en haklı, en kutsal savaşlardan birinin, emperyalizme karşı verilmiş ve kazanılmış ilk kurtuluş savaşının, bir millileşme ihtilalinin romanı, şaşırtıcı bir yakın zaman destanı...
- Turgut Özakman'ın elli küsur yıldır süregelen çabasının ürünü.
- Milli Mücadelemizin, bir serüven romanı gibi rahat okunan ve şimdiye kadar yazılmamış ayrıntılı, çok yönlü öyküsü.
- Gurur ve ibret verici gerçeklerin, gerçek belgelere dayalı olgu ve olayların, insani içine çeken, şaşırtan, heyecanlandıran, ağlatan, gönendiren anlatısı.
- Tüm yeni nesillere eşi olmayan bir armağan.
Sevgili Gençler !
.... Emperyalizmi ve yamaklarını dize getiren, bir enkazdan yepyeni, çağdaş bir devlet kurmayı başaran atalarınızla gurur duyun, şehit ve gazi atalarınızın onurunu yalancılara çiğnetmeyin.

BİLGİ YAYINEVİ:FİATI:22.00.YTL
_____________________________________________

sarikasnak_kapak_.jpg

SARIKASNAK,

Hoyrat denizin kıyısında

DÜNYANIN GÖZÜNDE

dünyanın kolayca gözden çıkardığı insanların öyküsü.

Amasra.net yazılarından, Amasra Denizciler arşivi araştırmalarından esintilerle,

Vecdi ÇIRACIOĞLUnun kaleminde canlanan bir AMASRA öyküsü.

Amasranın ilk dalgıcı Muhtar Hasanın Taş rıhtımda 1939 yılında çekilmiş fotoğrafını anlatan oğlu Sabahattinin sözleri, hamsi avındaki Amasralı balıkçıların takma adlarından Camgöz Reisin çağrıştırdıkları Yazar Vecdi ÇIRACIOĞLU nun SARIKASNAK isimli kitabında dile geldi.

Kitap, Amasra.Net'te yayınlanan DENİZCİLER ARŞİVİ yazılarından esintiler taşıyor.

Kiralık bir sarıkasnağın başrolü üstlendiği bu öyküde aynı coğrafyanın kaderini zorunlu olarak paylaşan ama birbirine benzemeyen yaşamlar doğayla birlikte dile geliyor.

Sarıkasnak, Hoyratdeniz''in kıyısında, dünyadan uzak bir kasaba olan Dünyanıngözü''nde dünyanın kolayca gözden çıkardığı deniz insanlarının öyküsü. Cumhuriyet''in onuncu yıl kutlamaları çerçevesinde tüm ülke 23 Nisan şenliklerine hazırlanırken, savaştan tek gözünü kaybederek dönmüş olan Camgöz Reis ve arkadaşları da deniz mevsimine hazırlanmaktadır. Kiralık bir sarıkasnağın başrolü üstlendiği bu öyküde aynı coğrafyanın kaderini zorunlu olarak paylaşan ama birbirine benzemeyen yaşamlar doğayla birlikte dile geliyor. Sarıkasnak, bir günahın sembolü... Günah, bir dalgıcın başlığını elbisesine bağlayan boynundaki basit metal kasnak gibi cazip, göz alıcı ve parlak bir nesnedir. Ona yaklaşınca o parlaklığın altında manasız bir posa, bir damla çıkara ödenen bedel ve insanı pişman eden bir azap vardır.

Everest Yayınları 6.00. YTL
______________________________________________

BABA VE PİÇ

BABA VE PİÇ

Yazarı : Elif ŞAFAK

"Kocanızın izni lazım elbette," diye devam etti sekreter, artık cıvıltılı olmayan sesiyle. "Tabii eğer evliyseniz...?"
Odadakilerin meraklı bakışları üzerinde ağırlaştı. Ne var ki Zeliha'nın yüzünde ne sıkıntıdan eser vardı ne mahcubiyetten. Bu toplumsal işkenceden keyif alıyor değildi elbette ama içinden bir ses başkalarının fikirlerini ve yargılarını umursamamayı öğütlemişti ona. Ne de olsa fark etmeyecekti sonuç olarak. Son zamanlarda bazı kelimeleri kişisel sözlüğünden çıkarmaya karar vermişti, "utanç" pekala bunlardan biri olabilirdi. Bu kürtaja onay verecek bir koca yoktu ortada. Bu çocuğun bir babası yoktu.
Neyse ki kocanın olmayışı formalitelerde bir avantaja dönüştü. Görünüşe göre kimsenin yazılı iznini almasına gerek yoktu. Bürokratik düzenlemeler, evli çiftlerin bebeklerini kurtarmak için gösterdikleri özeni evlilik dışı doğan bebekler için göstermiyordu anlaşılan. Babasız bir çocuk neticede bir piçti ve İstanbul'da bir piç, sallanan bir diş gibi her an düşmeye hazırdı.
Baba ve Piç, İstanbul-San Francisco hattında gidip geliyor: Müslüman-Türk Kazancı ailesiyle Ermeni asıllı Amerikalı Çakmakçıyanların 90 yıla yayılan öyküleri iç içe. Kederli bir geçmişi tamamen unutmak mı daha doğru, geçmiş bilincini beraberinde taşımak mı? Diğer yandan bir kadınlar romanı Baba ve Piç: Erkeklerin apansız ve açıklamasız ölüverdiği, geriye hep kadınların kaldığı bir sülaleden dört kuşak kadının hikayesi. Anneannelerin, ciciannelerin, teyzelerin hafızalarıyla can bulan bu romanı severek okuyacaksınız.

METİS YAYINLARI:FİATI:23.50.YTL
______________________________________________

efendi.jpg

Efendi : Beyaz Türklerin Büyük Sırrı
Yazar:
SONER YALÇIN
Sizin hiç idam edilmiş akrabanız var mı?
Onların var! Hem de üç kişi!
Sizin akıl hastası akrabanız var mı? Peki intihar eden akrabanız?
Onların var! Hem de sayıları şaşırtacak kadar çok!
Sizin başkanlık yapmış akrabalarınız var mı?
Onların var, hem de on yıl!
Milletvekilliği, belediye başkanlığı yapmış siyaset adamı akrabalarınız var mı?
Onların var, sayıları yirmiye yakın!
Avrupa güzeli, futbolcu, şarkıcı, yazar, diplomat akrabalarınız var mı?
Onların var!
Sizin, büyük amcası Gazi Osman Paşa için yazılan kahramanlık marşıyla, yüz yıl sonra daraağcına gönderilen Dışişleri bakanı akrabanız var mı?
Onların var!
Sizin Galatasaray ve Fenerbahçe kulüplerinde başkanlık etmiş akrabalarınız var mı?
Onların var!
Sizin Mustafa Kemal'in huzurunda evlenen akrabanız var mı ya da Osmanlı Sarayı'na damat olan akrabanız?
Onların var!
Adı, İzmir Suikasti'ne karıştığı için idam edilen akrabanız var mı?
Onların var!...
Onlar yüz yıl hep göz önünde oldular. Ama bir sırlarını hep saklı tuttular...
İzmir'li Evliyazade Ailesi'nin Sırrı Neydi?
Doğan Kitap yayınları
Fiyatı: 28,00 YTL

efendi-2.jpg

Efendi-2-Beyaz Müslümanların Büyük Sırrı

Yazan:Soner Yalçın

Kimdir, 'Beyaz Müslümanlar'? ...

Soner Yalçın bu kez okuyucularını, tarikat şeyhi Harun Hoca'nın (Aaron Kandiyoti) peşinden, tarikatlara, dergâhlara, müritlere, siyaset ve ticaret dünyasına, ilginç akrabalık bağlarına uzanan bir yolculuğa çıkarıyor...

İslamcı çevrelerin içindeki Sabetayistler... Tarikatlara, tekkelere, müritlere, iş dünyasına, siyasete ve ilginç akrabalık bağlantılarına uzanan ilişkiler ağı... isimler... İsimler...

Said-i Nursî'nin mezarından kaçırılan cesedi yıllardır neden bulunamıyor? ...

Sabetay Sevi'nin sağ kolu Osman Çelebi, hangi ünlü Mevlevî'nin büyükdedesiydi? ...

Nâzım Hikmet'in Nakşibendî Gümüşhaneli Dergâhı'yla akrabalık bağları neydi? ...

Türkiye'nin sayılı zenginlerinden, tarikatçı bir ailenin sosyetik gelinleri kimler? ...

Yahudi Alyans Okulu mezunu ünlü şeyh kimdi? ...

Doğan Kitapçılık; Fiatı:22.00.ytl
______________________________________________

ihanet_noktas_.jpg

İHANET NOKTASI

Yazar:
Dan Brown
Çevirmen:
PETEK DEMİR

NASA'ya bağlı bir uydu Kuzey Kutbu'nun derinliklerine gömülü nadir bulunan bir nesnenin varlığını belirler. Bir süredir bocalamakta olan NASA bunu bir zafer olarak niteler. Amerikan uzay politikasını ve yaklaşmakta olan başkanlık seçimini derinden etkileyecek bir zaferdir bu...
Başkan, Beyaz Saray Gizli Haber Alma Analisti Rachel Sexton'ı Milne Buzul Katmanı'na gönderir. Karizmatik bilim adamı Michael Tolland başkanlığında uzmanlardan oluşan bir ekiple Kuzey Kutbu'na giden Rachel, bir süre sonra akla gelmedik bir oyunu ortaya çıkarır. Tüm dünyayı amansız bir düşmanlığa sürükleyecek bir bilim sahtekârlığı söz konusudur.

Rachel, Başkan'la bağlantı kuramadan Michael ölümcül bir saldırıya uğrar. Gerçeğin ortaya çıkmasını istemeyen esrarengiz biri, katil-lerden oluşan bir ekiple herkesi ortadan kaldırmaktadır.
Issız ve ölümcül bir çevrede bir avuç insanın tüm umudu bu korkunç sahtekârlığın arkasındaki güçlerin ortaya çıkarılmasıdır. Öğrenecekleri gerçek ihanetin doruk noktasıdır.

ALTIN KİTAPLAR:Fiatı:24.00.ytl
______________________________________________

melekler_ve__eytanlar.jpg

Melekler ve Şeytanlar

Yazar:
Dan Brown
Çevirmen:
PETEK DEMİR

Çok eski gizli bir kardeşlik örgütü. Dünyayı yok edecek ölümcül yeni bir silah, akıl almaz bir hedef.
Harvard Üniversitesi Simgebilim Profesörü Robert Langdon efsanevi gizli örgüt Illuminati'nin -Galileo zamanından beri Katolik Kilisesi'nin bağnaz inançlarını lanetleyerek bilimin yararlarını yücelten- hala faaliyette olup cinayetler işlediğini öğrenince şok geçirir. Parlak bir fizikçi olan Leonarda Vetra cinayete kurban gitmiştir. Tek gözü oyulmuş ve göğsü örgütün sembolüyle dağlanmıştır. Bilim adamının son buluşu güçlü ve çok tehlikeli enerji kaynağı karşımadde çalınmış ve yeni Papa seçiminin gerçekleşeceği gün Vatikan Şehri'nin altına saklanmıştır. Langdon, Vetra'nın meslektaşı ve aynı zamanda kızı olan Vittoria ile medeniyeti yok olmaktan kurtarmak amacıyla Roma sokaklarında, kiliselerde ve katakomplarda soluk soluğa koşuşturarak 400 yıllık izi sürerek Illuminati'nin izini bulmaya çalışırlar.
Brown bu romanda tıpkı bir hokkabaz gibi havaya yüzlerce top fırlatıp hiçbirini yere düşürmeden okuyucuyu inanılmaz bir gerileme sürüklüyor.

ALTIN KİTAPLAR Yayınları :Fiyatı: 27,00 YTL
______________________________________________

metal_firtina.jpg