|
İstanbul Hatırası
Ahmet ÜMİT
Yaşadığın şehir özgür değilse, sen de özgür kalamazsın!..
Byzantion'dan İstanbul'a uzanan heyecan yüklü, tarihsel bir serüven...
Yedi hükümdar, yedi kadim mekân, yedi gizemli olay ve yalın bir gerçek!
Ahmet Ümit'in beklenen romanı İstanbul Hatırası 1 Haziran tarihinde okurlarla buluşuyor. Romanlarında zengin arka planı polisiye kurgu içinde vermekteki ustalığı ile bilinen Ahmet Ümit'in bu romanı da yine peş peşe işlenen cinayetlerin çevresinde kurgulanmış. Ancak bu kitabı sıradan bir polisiye romandan ayıran birçok özellik var. Her şeyden önce zengin kadrosu ile İstanbul Hatırası, çeşitli kesimlerden İstanbulluyu bir araya getirerek içinde barındırdığı alt öykülerle zengin bir yapı sunuyor. Birbirine bağlanan bu alt öyküler bir yandan gerilimin etkisini artırırken bir yandan da romanı şenlikli ve çok yönlü bir yapıya ulaştırıyor.
Kitabın bir başka önemli özelliği de İstanbul hakkında son derece detaylı bilgi içermesi. Kurgunun içine yerleştirilen bu bilgiler hem okumayı daha meraklı hale getiriyor hem de tarih aracılığıyla çok günümüzün dışındaki öykülerin de kurguya yerleşmesine imkan tanıyor. Böylece Ahmet ümit'in İstanbul Hatırası adlı romanı, başka başka dönemlerin öykülerinin eşliğinde, günümüz İstanbul'unun geniş bir panoramasını oluşturuyor. Tutucusundan modernine, eski İstanbullusundan yeni göç etmişine, milliyetçisinden gayrı Müslim'ine varana dek İstanbullu diye adlandırılabilecek herkes bu kitabın içinde kendi öyküleriyle birlikte İstanbul'un devasa çarklarının dişlilerini dile getiriyor. Binlerce yıllık tarihiyle İstanbul başrolü oluştururken romana girip çıkan her karakter de İstanbul'un nasıl İstanbul olduğunu aktarıyor.
Everest yayınları-20.00.tl
Kayıp Sembol
Yazan-Dan Brown
Dan Brown; Da Vinci Şifresi, Melekler ve Şeytanlar'dan sonra Kayıp Sembolde insanlığın yüzyıllardır beklediği bir gerçeğin peşinde... Harvard Simgebilim Profesörü Robert Langdon, Kongre Binası'nda konferans vermesi için yakın bir arkadaşından davet alır. Ancak, Washington'a varır varmaz oldukça garip bir durumla karşı karşıya kalan profesör, kendini korkunç bir oyunun ortasında bulur. Kongre Binasına bırakılmış olan bir sembolün -yakın arkadaşı Peter Solomon'ın kesik eli- varlığını haber veren bir telefon, Langdon'ı hiç de yabancısı olmadığı bir dünyaya davet etmektedir. Antikçağlarda kullanılan bu sembolik çağrı, daveti alan kişiyi ezoterik bilgeliğin hüküm sürdüğü, çok eskilerde kalmış kayıp bir dünyaya sürükleyecektir. Sonu belli olmayan bu mistik daveti arkadaşını kurtarmak için kabul eden Langdon, bir anda masonik sırların, saklı kalmış tarihin ve o güne dek görmediği yerlerin gizli dünyasında inanılmaz bir gerçekle yüzleşmek zorunda kalır. Artık cevaplanması gereken sorular vardır: İnsanlığın Altın Çağı, açılmaması gereken bir kapının aralığından sırlarıyla birlikte yok mu olacak, yoksa hikmetin ışığında tüm soruların cevapları mı bulunacaktır?...
Altın Kitaplar-Fiatı-30.00.T.L
Yazan-Jean Christophe Grangé
Grangénin uzun zamandır beklenen romanı...
Soluğunuzu kesen tempo, heyecan ve gerilim hiç bitmeyecek!
Onlar Çocuktular...
En mükemmel elmasların saflığındaydılar...
Ne ufak bir lekeleri...Ne de en ufak bir kusurları vardı...
Ve ne de en ufak bir günahları...
Ama onların saflığı kötülüğün saflığıydı...
Paris;te bir Ermeni katedralinde işlenen bir cinayet. Kan yok, cinayet aleti yok, yara bere yok
Biri yaşlı ve huysuz emekli bir polis, diğeri Çocuk Bürosunda görevli, ancak açığa alınmış uyuşturucu müptelası genç bir polis. Bu ikisi, gitgide hunharca bir hal alan ve peşpeşe işlenen cinayetlerin katilini veya katillerini bulmak için birlikte çalışmak zorundadır. Birbirlerine ihtiyaçları vardır, birbirlerini tamamlamaktadırlar. Ancak bu cinayetler sıradan bir seri katilin işi değildir. Gizli servisler, naziler,Yahudiler, ülke içinde ülkeler, ve siyah bölgeler Sanki birileri bir şeyleri gizlemek istemektedir.
Fransanın göbeğinde başka bir ülke olabilir miydi?
Bu ülkeye kim veya kimler göz yumuyordu?
Burada neler yapılmaktadır?
Kaçırılan çocuklar ile öldürülenler arasındaki bağ nedir?
İki polisin çabası cinayetleri açığa kavuşturmaya yetecek midir? Yoksa
Doğan Kitap-Fiatı-20.00.tl
MESNEVİ-İ ŞERİF
YAZAR: Mevlânâ HAZIRLAYAN: Âmil Çelebioğlu
Mevlâna, yaşadığı dönemde Bizden sonra Mesnevî şeyhlik edecek ve arayanlara doğru yolu gösterecek; onları yönetecek ve onlara önderlik edecektir demişti. Bu sözden alınan ilham ile, Mesnevî tarih boyunca birçok tercüme ve şerhe konu olmuştur. Süleyman Mehmed Nahîfî (ö.1738) Mevlevîlerin elkitabı olan bu eseri, aynı aruz vezninde manzum olarak tamamını tercüme eden ilk kişidir. Bu çalışma ise, onun bu tercümesinin Âmil Çelebioğlu tarafından yapılan sadeleştirilmiş metnini ihtiva etmekted.
Bin yıllık Türk kültür tarihinin en büyük simalarından biri olan Mevlânâ (öl. 672/1273) büyük bir âlim, derin bir sûfî ve iyi bir şairdir. Anadoluda halkın en sıkıntılı dönemlerinde Allahın lütfu olarak ortaya çıkıp halkın birlik ve beraberliğini sağlamış, kaynaşma ve birleşmesini temin etmiş sorumlu ve duyarlı bir insandır. O, aynanın güneşi aksettirmesi gibi pınarından içtiği sevgiyi bizlere aksettirmiş; muhabbeti, insan sevgisini, afvı, merhameti, inanmayı, bağlanmayı, gönlü bu haz ile temizlemeyi kucak kucak sunmuştur. Onun bu olumlu katkıları tüm zamanlara hitap eden Mesnevîsiyle hâlâ devam etmektedir.
Hayatın sırlarını barındıran bu büyük Farsça manzum eserin birçok Türkçe tercüme ve şerhi vardır. Tercümelerden biri olan 18. yüzyıl şairlerinden Süleyman Nahîfî (1151/1738-39)nin manzum tercümesini Prof. Dr. Âmil Çelebioğlu bugünkü alfabeye aktararak istifadeye sunmuştur.
Prof.Dr. Nihat Öztoprak
Timaş yayınları-Fiatı-32.50.tl
SEVGİ DİNİNDEN YANSIMALAR
Yazan-Nihat Hatipoğlu
Nihat Hatipoğlunun sesinden Medinenin Gözyaşı CD si ile birlikte
İçten, güler yüzlü yaklaşımıyla milyonlara ulaşan Nihat Hatipoğlunun kaleminden
barış, sevgi ve hoşgörü dini İslam
Hz. Halid bin Velidden rivayet edildiğine göre bir Arap, Resulullah sallallahü aleyhi ve
selleme geldi:
Ya Resulullah! Beni dünya ve ahrette başı dik kılacak amelleri sormak için, size geldim dedi.
Peygamberimiz, Soracaklarını sor buyurdular.
Arap, İnsanların en bilgini olmak istiyorum dedi.
Peygamberimiz, Allahtan kork ki, insanların en bilgini olasın buyurdu.
Arap, İnsanların en zengini olmak istiyorum dedi.
Peygamberimiz, Kanaatkâr ol ki, insanların en zengini olasın buyurdu.
Arap, İnsanların en adili olmayı arzu ediyorum dedi.
Peygamberimiz, Kendin için arzu ettiğini, insanlar için de iste, insanların en adili olursun buyurdu.
Arap, İnsanların en hayırlısı olmayı arzu ediyorum dedi.
Peygamberimiz, İnsanlara faydalı ol ki, insanların en hayırlısı olasın buyurdu.
Arap, Duamın kabul edilir olmasını arzu ediyorum dedi.
Resulullah, Haram yemekten sakın ki, duan kabul olsun buyurdu.
Doğan Kitap-Fiatı-9.90.TL
METAL FIRTINA 4-GİZLİ GÜÇ
Yazan:Burak Turna
Son kitapta tuzağa düşürülen Gri Takımın hangi üyeleri kurtuldu?
Dünyayı diz çöktürmeye yeminli Elan Rahu Gri Takımı ortadan kaldırabilecek mi?
Gizli Silahlar kınlarından çıkıyor mu?
Türkiyenin Gizli Gücü harekete geçecek mi?
Metal Fırtına kahramanları Gökhan ve Mert ne yapacak?
Tüm bu soruların ve daha pek çoklarının sevapları kitabın içinde
Okuyucuların ellerinden bırakamayacakları yepyeni bir macera sizleri bekliyor.
Profil Yayınları.Fiatı:11.50.TL
AŞK
Yazan-Elif Şfak
Ya ortasındasındır AŞK ın merkezinde; ya da dışındasındır, hasretinde..
Ella Rubinntain (40) Amerikalı bir ev kadınıdır. Tipik burjuva değerlerinin hâkim olduğu oldukça varlıklı bir ailesi, düzenli ve görünüşte sorunsuz bir evliliği vardır. Üç çocuğunu da büyüttükten sonra bir yayınevinde editör-asistanı olarak iş bulur; görevi A. Z. Zahara adlı tanınmamış bir yazarın tasavvuf felsefesini konu alan tarihi romanını değerlendirmektir.
Ancak hayatının kritik bir döneminde eline aldığı bu kitap, hiç beklemediği bir şekilde Ella yı derinden sarsacak, dünyevi aşkı keşfetmek adına zorlu ve tehlikeli bir yolculuğa çıkmasına neden olacaktır.
Hayatlarımızın durgun gölünü dalgalandıran taş misali, yüzleşmek zorunda olduğumuz sıkıntılar, acılar ve aşkın peşinde kat etmek zorunda olduğumuz zorlu yollar, ödediğimiz bedeller
Aşk kitap içinde bir kitap, hayatın anlamı peşinde bir aşk macerası
Aşk Elif Şafak tan arayışa, gerçeğe ve keşfetmeye dair bir roman.
Doğan Kitap --Fiatı:19.90.TL
UMUT
Yazan-Ayşe Kulin
Veda'nın devamı niteliğindeki "Umut"
Her kitabıyla çok satanlar listesine girmeyi başaran Ayşe Kulin, Veda ile başladığı Osmanlı ailelerinin yaşamına, bu kez de cumhuriyetin yeni kurulmakta olduğu sancılı yıllara, ailesinin de hikayesini kurguya katarak tanıklık ediyor. Aşk, siyaset, kaos ortamı
Osmanlının gözdesi Bosna bir imza ile elden çıkarken, Kulin ailesi Bosna'dan İstanbul'a göç ediyor, çöken imparatorluğun son maliye nazırı Ahmet Reşat sürgüne gidiyordu.
Sabahat ile Aram'ın aşkı ise tehcir olaylarının acısına yenik düşmeyecekti.
Yeni bir cumhuriyet, yeni bir şehir ve yeni bir yuva kurulurken hayat hep akan bir suydu Sitare, Muhittin ve herkes için...
Savaşlar, yıkımlar, sürgünlerin ardından Umut geliyor. Umut "Hayat Akan Bir Sudur"'da Kulin, Veda ile başladığı Osmanlı ailelerinin yaşamına, bu kez de Cumhuriyetin yeni kurulmakta olduğu sancılı yıllarda tanıklık ediyor.
Akıp gitmekte olan günlük hayat derinden değişmekte, bu değişim aşklara, dostluklara, aile ilişkilerine, her şeye yansımaktadır.
Ayşe Kulin, bir kez daha okurlarına ellerinden bırakamayacakları, okuyup bitirdikten sonra anılarına katacakları bir armağan sunuyor.
Everest yayınları-Fiatı-16.00.tl- cep boyu-9.90.tl
Masumiyet Müzesi
Yazan-Orhan Pamuk
Yalnız aşk değil, evlilik, arkadaşlık, cinsellik, tutku, aile ve mutluluk hakkındaki düşüncelerinizi de derinden etkileyecek bir roman...
Nobel ödüllü büyük yazarımız Orhan Pamuk'un üzerinde altı yıldır çalıştığı harikulade aşk romanı bu sözlerle başlıyor...
Masumiyet Müzesi'ni okurken yalnız aşk hakkında değil, evlilik, arkadaşlık, cinsellik, tutku, aile ve mutluluk hakkındaki bütün düşüncelerinizin derinden etkilendiğini ve kitabın rengârenk dünyasından hiç ayrılmak istemediğinizi göreceksiniz. 1975'te bir bahar günü başlayıp günümüze kadar gelen İstanbullu zengin çocuğu Kemal ile uzak ve yoksul akrabası Füsun'un hikâyesi; hızı, hareketi, olaylarının ve kahramanlarının zenginliği, mizah duygusu ve insan ruhunun derinliklerindeki fırtınaları hissettirme gücüyle, elinizden bırakamayacağınız ve yeniden okuyacağınız kitaplardan biri olacak.
Ülkemizde ve dünyada milyonlarca okurun sevgi ve hayranlığını kazanmış olan, kitapları elli sekiz dile çevrilen ve her yeni romanı büyük bir merakla bütün dünyada beklenen Pamuk, okurlarına unutulmaz rüyalar gibi, akıllardan hiç çıkmayacak sarsıcı bir hikâye anlatıyor.
İletişim Yayınları-Fiatı-28.00.ytl
Son Ada
Zülfü LİVANELİ
Yayınevi Remzi Kitabevi
Fiyat 12,50 YTL
Livaneliden alegorik ve sarsıcı bir roman
Darbeci bir başkan, emeklilik yıllarını geçirmek üzere, herkesin her şeyiyle hoşnut olduğu cennet bir adaya yerleşir. Başkan, ruhuna dek işlemiş olan yıkıcılık potansiyelini, geçmiş politik gücünden de yararlanarak kullanmaya kararlıdır. Bu doğrultuda tüm adayı etkileyecek müdahalelere girişir.
Önceleri sıradan görünen bu müdahaleler, sonunda düşmanı düşmana kırdırmaya dek varacaktır. Başta martılar olmak üzere, ada halkı dahil tüm canlılar Başkanın acımasızlığından payını alacaktır. Bu arada durdurulamaz görünen bu gidişe direnen bazı sesler de vardır
Livaneli Son Adada, düşsel bir ülkede yaşanan aslında hepimizin aşina olduğu olayları alegorik bir anlatımla verirken, politik ve kişisel ihtiraslarla topluma ve doğaya müdahalelerin sonuçlarını da gözler önüne seriyor.
BABA VE PİÇ
Yazarı : Elif ŞAFAK
"Kocanızın izni lazım elbette," diye devam etti sekreter, artık cıvıltılı olmayan sesiyle. "Tabii eğer evliyseniz...?"
Odadakilerin meraklı bakışları üzerinde ağırlaştı. Ne var ki Zeliha'nın yüzünde ne sıkıntıdan eser vardı ne mahcubiyetten. Bu toplumsal işkenceden keyif alıyor değildi elbette ama içinden bir ses başkalarının fikirlerini ve yargılarını umursamamayı öğütlemişti ona. Ne de olsa fark etmeyecekti sonuç olarak. Son zamanlarda bazı kelimeleri kişisel sözlüğünden çıkarmaya karar vermişti, "utanç" pekala bunlardan biri olabilirdi. Bu kürtaja onay verecek bir koca yoktu ortada. Bu çocuğun bir babası yoktu.
Neyse ki kocanın olmayışı formalitelerde bir avantaja dönüştü. Görünüşe göre kimsenin yazılı iznini almasına gerek yoktu. Bürokratik düzenlemeler, evli çiftlerin bebeklerini kurtarmak için gösterdikleri özeni evlilik dışı doğan bebekler için göstermiyordu anlaşılan. Babasız bir çocuk neticede bir piçti ve İstanbul'da bir piç, sallanan bir diş gibi her an düşmeye hazırdı.
Baba ve Piç, İstanbul-San Francisco hattında gidip geliyor: Müslüman-Türk Kazancı ailesiyle Ermeni asıllı Amerikalı Çakmakçıyanların 90 yıla yayılan öyküleri iç içe. Kederli bir geçmişi tamamen unutmak mı daha doğru, geçmiş bilincini beraberinde taşımak mı? Diğer yandan bir kadınlar romanı Baba ve Piç: Erkeklerin apansız ve açıklamasız ölüverdiği, geriye hep kadınların kaldığı bir sülaleden dört kuşak kadının hikayesi. Anneannelerin, ciciannelerin, teyzelerin hafızalarıyla can bulan bu romanı severek okuyacaksınız.
METİS YAYINLARI:FİATI:23.50.YTL
______________________________________________
SEVDALIM HAYAT
Zülfü LİVANELİ
Tartışma yaratacak 'anılar denizi'
Zülfü Livaneli'nin, Mutluluk ve Leyla'nın Evi adlı çok satan kitaplarının ardından beklenen anlatısı çıkıyor.
Bir dönemin siyaset ve sanat olaylarına ışık tutacak, her kuşaktan insanlar arasında ilgi uyandıracak anı ve değerlendirmeleri kapsayan roman tadındaki bu kitapta, okuma serüveni peşindeki bir çocuğun düşleri, hücrelere kapatılan ve sürgünlere mahkûm edilen bir aydının serüveni anlatılıyor.
Remzi Kitabevi:Fiatı:22.50.ytl
EMPATİ
Yazan-Adam FAWER
Yaşamınızın kontrolü sizde değil!
Öyle olduğunu düşünebilirsiniz, ama yanılıyorsunuz.
Elbette ki kendi kararlarınızı kendiniz vermekte özgürsünüz.
Bu kitabı kapatabilirsiniz.
O sandalyede oturmaya devam edebilirsiniz.
Ya da gözlerinizi oymak gibi çılgınca bir şey yapabilirsiniz.
Ne isterseniz yapabilirsiniz.
Ama sorun şurada: Ne isteyeceğinizi kontrol edemezsiniz.
Her davranışınızı önceden belirleyen arzularınız ruhunuzun o
kadar derinlerine işlemiştir ki, onlara dikkat bile etmezsiniz.
Ve bu da sizi mükemmel bir köle yapar.
Bu nedenle, hayatınızı yaşamaya devam edin. Ne isterseniz yapın.
Sadece 'isteklerinizin' tümüyle sizin kontrolünüzde olmadığı
gerçeği üzerine kafanızı çok fazla yormamaya çalışın
April yayınları-Fiatı-22.00.ytl
OLASISIZLIK
YAZAN:ADAM FAWER
Bir sabah, yıllardır görmediğiniz bir arkadaşınızı düşünerek uyandınız. Bir saat sonra, onunla sokakta karşılaştınız. Sizce bu sadece bir tesadüf mü, yoksa çok daha farklı bir anlamı olabilir mi? Siz hiç Loto’da büyük ikramiyeyi kazanmadınız. Ama birileri kazanıyor. Hem de sürekli! Onlar sizden daha mı şanslılar?
Şans nedir gerçekten? İçinizde bütün parayı kırmızıya yatırmanız gerektiğini söyleyen bir his var. Bu his bir öngörü müdür? Yoksa daha fazlası mı?
Yolda gidiyorsunuz. Kafanızı çevirip yandaki küçük parkta baktınız ve bir anda bu anı daha önce de yaşamış olduğunuzu hissettiniz. Evet, Deja Vu. Sizce nedir Deja Vu; Geçmiş mi, rüya mi yoksa geleceği mi görüyorsunuz? Eğer siz de kontrolün kimde olduğunu merak ediyorsanız, Olasılıksız tam size göre bir roman..
APRİL YAYINLARI-FİATI:18.00.YTL
VEDA-ESİR ŞEHİRDE BİR KONAK
Yazan:Ayşe Kulin
Ayşe Kulin, Osmanlı İmparatorluğu'nun son günlerinde, işgal altındaki İstanbul'da bir konakta yaşananları anlatıyor bu kez. Son Maliye Nazırı ve ailesi aracılığıyla o dönemin resmini çizen Veda, çökmekte olan bir tarih ile yeni bir gelecek arayan Milliciler arasında sıkışan o dönem Osmanlı aydınının da öyküsünü dile getiriyor.
Ayşe Kulin'in her zamanki ustalıklı ve sürükleyici üslubu ile okurlarının elinden bırakamayacakları bir kitap bu. Günümüz Türk edebiyatında neredeyse eşsiz olan, biyografik veriler ile roman tekniğini birleştirmekteki ustalığını bir kez daha sergileyen Kulin, bu kez bir İstanbul öyküsü bir imparatorluk tarihini birlikte ele alıyor.
Everest Yayınları-Cep Boy-Fiatı:9.90.ytl
HASBAHÇEDE SONBAHAR
Yazan-Zekeriya Yıldız
Sultan Ahmet gözlerini kapattığında isyancıların uğultusu saray duvarlarını dövüyordu.
Uykuda gibiydi. Yaşananların kâbus olmasını ne kadar çok isterdi.
Gözlerini ovalayıp karşısında sıra sıra dizil kavuklu adamların endişe kasınmış yüzlerine baktı.
İradesini zorladı. Bitkin bedeni, çatlamış dudaklarını oynatmaktan bile acizdi.Bitti dedi sadece bitti
Beklemekten yorulmuş devletlüler, ağzından dökülen tek kelimeyi zehir gibi yudumlayıp gözyaşlarına yol verdiler.
İhtilal meydan bulunca, ayaklar çoktan baş olmuş.
Sadrazam'ın kanı cellâdın yüzüne sıçramış.
İstanbul Umur görmüş bu kadim şehir, sonbaharı yaşamaya durmuştu.
Ne yaman acı, ne bitmek çile, ne onulmaz illetti bu.
Yaseminler kurumuş, laleler çoktan boynunu bükmüştü. Hasbahçe tarumar, yürekler yangın yeriydi.
Uzun süren savaşlardan sonra Pasarofça Anlaşması'nın yapılmasıyla daha içine dönük ve barışçı bir siyaset izleme yoluna giden Sultan III. Ahmet kızı Fatma Sultan'ı sarayda hızla yükselen İbrahim Paşa ile evlendirir. Padişahın damadı ve en çok güvendiği adamı İbrahim Paşa iktidar basamaklarını hızla tırmanırken Dersaadet'e de zevk ve safa iklimi hakim olur. Devlet erkânının içinde bulunduğu debdebeli ve sürurlu hayat İstanbul halkında da karşılık bulur. Ancak halk bir yandan da büyük deprem ve Gedikpaşa yangını gibi afetlerle mücadele etmektedir. Devletin içinde düştüğü rehavet, zamanla siyasi alanda olduğu gibi toplum tabakalarında da rahatsızlık uyandırmaya başlar. Beyazıt Hamamı'nda tellaklık yapan Patrona Halil önderliğinde büyük bir isyan planlanmaktadır. İsyanın başlamasıyla Osmanlı'nın bir devri kapanacaktır.
Lale Devri'ni konu edinen Hasbahçede Sonbahar Osmanlı Devleti'nin yıkılma sürecini hazırlayan sebepleri, tarihi gerçeklerle sentezleyerek anlatıyor. Nevşehirli Damat İbrahim Paşa ekseninde şekillenen sosyal ve idari olayları, akıcı bir dil ve gerçeğe yakın tasvirlerle ortaya koyan kitap, 18. yüzyıl Osmanlısının panoramasını çiziyor
Timaş Yayınları-Fiatı-17.50.ytl
METAL FIRTINA 4 TURAN
Yazan-Orkun Uçar
Ekip lideri kolunu diğerlerine uzatıp parmaklarını açtı. Yumruk yaptığı anda ateş başlayacaktı. Diğerleri onu gözlüyordu ama birdenbire liderlerinin kafasının boynundan kayıp yere düştüğünü gördüler, ardından bedeni yana devrildi. Tam önündeki toprak sanki canlanmış ve onun canını almıştı.
Kızıl Şaman Koray çıplak vücudu kurbanlarının kanıyla boyanmış halde ayakta duruyordu. Elindeki kısa kılıçtan hâlâ kan damlıyor-du. Çekik gözlü cansız suratlara baktı. Çin gizli istihbarat servisi GRI ya bağlı ölüm timiydi bu. Bekliyordu bu saldırıyı. Ama kurdun inine böyle girilemezdi.
Binlerce insan geride iz bırakmayan bir katil tarafından yok ediliyor.
Dünya korku içinde.
Tek umut Gökhan Birdağ liderliğindeki Türk timinde!
Kızıl Şaman Koray ne saklıyor?
Şaman kehanetlerindeki kıyamet Kalgançı Çak geldi mi?!
YAZAR HAKKINDA
Orkun Uçar: 1 Haziran 1969 da Kocaeli-Gölcük de doğdu. İ.Ü. İletişim Fakültesinden mezun oldu. Uzun yıllar gazete ve televizyonlarda çalıştı.
YAZARIN ALTIN KİTAPLAR DAKİ DİĞER KİTAPLARI
Metal Fırtına 2: Kayıp Naaş, Metal Fırtına 3: Kızıl Kurt , Asi, Kızıl Vaiz, Derin İmparatorluk (Saygın Ersin ile birlikte), Zifir (Burak Turan ile birlikte)
Altın kitaplar-Fiatı-18.00.ytl
Osmanlı döneminde İstanbul hammalları
Yazan-Necdet Ertuğ
Esnaf gruplarının kendi iç düzenleri, her bir grubun diğer esnaf grubuyla ve toplumun diğer katmanlarıyla olan ilişkileri tarihten önemli enstantaneler sunmakta, her bir kare ait olduğu bütünün parçasından bir şeyler taşımaktadır. Bu grupların ilişkilerinin ve kimliklerinin tespiti yapıyı tanıtan ve dolayısıyla bütünü ve tarihi anlamlı kılan bir araç hükmündedir. Araştırmalarda verilen istatistiksel bilgiler tek başlarına ele alındığında kendilerini ifade etmekte zorlanırlar ancak, başka verilerle birlikte değerlendirildiğinde bütünü tamamlarlar. Dolayısıyla hareket noktası, insanlığı, bir çizgisel zaman sürecine sıkıştırmadan, devirlerin kendi içsel düzenlerine müdahale etmeden, en az yorumla tasvir etmek ve sadece olanları anlama çabası ile kendini ve yaşadığı toplumsallığı daha anlaşılabilir kılmak olduğunda belki de tek tek insanların, grupların tarihi bütünün tarihini anlamlı kılabilecektir.
İşte bu amaçla hazırlanan elinizdeki kitap, dönemlerinde önemli bir işlev yerine getiren, hep göz önünde olan ama toplumsal hayata katkıları bugüne kadar pek çalışılmamış bir esnaf grubunun, İstanbul hammallarının incelenmesinde bir ilk çalışma niteliği taşıyor. Bir taraftan hammal esnafının kökenlerini, geçimlerini, kurumsal yapılanmalarını, çalışma biçimlerini ele alırken, diğer taraftan dönemin arşivlerini takip ederek bir dönemin toplumsal ilişkilerini de gözler önüne seriyor.
Timaş yayınları-Fiatı-16.00.ytl
ŞEYTAN YEMİNİ
Yazan:Jean-Christophe Grange
Birbirinin benzeri cinayetler işlenmektedir. Bu cinayetlerin ortak noktaları, katillerinin öldükten sonra hayata döndürülmüş ve uzun süre komada kalmış insanlar olmasıdır. Öldürülen kişiler de, onların komaya girmesine sebep olan kişilerdir. Bir tür intikam cinayetleridir bunlar. Ancak bu kişiler gerçekten katil midir? Yoksa sadece verilen emirleri uygulayan birer piyon mudurlar? Avrupa'nın birbirinden uzak kentlerinde işlenen bu cinayetler nasıl bu denli benzerlik içermektedir? Yoksa katil tek bir kişi midir? Kendini şeytanın yerine koyan, kendini şeytan sanan biri. Belki de şeytan gerçekten yeryüzüne inmiştir.
Grangé, farklı bir bakış açısıyla kaleme aldığı "Kötülüğün Kaynağı" üst başlıklı üçlemesinin ikinci kitabı şeytan Yemininde soluk soluğa okunan şeytani bir kara kitap yazdı.
Polisiye gerilim gibi başlasa da insanın tüylerini ürperten metafizik unsurlar romanda öylesine güzel harmanlanmış ki tüm insanlığın ortak sorgulamaları olan iyilik, kötülük, şeytan, inanç, satanizm, din, arkadaşlık ve ölüm konularındaki zayıflıklarımız öylesine ince yerlerinden yakalanmış ki soluksuz bir okuma vaat ediyor.
Ölüm yolundan geri dönmeyi başaranlar deneyimlerinde hep aynı verileri anlatırlar. Uzun karanlık bir yol ve ucunda görünen parlak bir ışık.Ya o yolun sonunda parlak bir ışık yoksa?..
Öldükten sonra geri dönenler hep iyilikleri mi beraberlerinde getirirler?..
Ölüme Yakın Deneyim "diğer taraf"tan dünyaya neler taşır?..
Arafa yapılan yolculuktan herkes eskisi gibi mi döner?..
Araf yolcularını dünyaya kim, hangi şartla yolcu eder?..
Grangé nefes kesen sayfaların arasına metafizik ürpertilerin yanı sıra entomolojiyi, tıbbi, farmakolojiyi, böcekbilimi, kısaca bilimi yerleştirmekle, gerilim kadar gerçeklik ve mantık dengesinde de mükemmeli yakalamış.
DOĞAN KİTAP:FİATI:25.00.YTL
MEDİNE MÜDAFAAASI
Yazan:İsmail Bilgin
Evlatlarım!
Bir söz verdik. 'Kutsal şehri isyancılara vermeyeceğiz' diyerek. Elimizden
ne geliyorsa yapmalıyız. Ta ki son mermi, son er ve son kana dek Bu azim,
bu kararlılık bize dayanma gücü verecektir. Bunu hiç unutmayın! Ümitsiz
olmayınız.
Bakın, bayrağımıza iyi bakın. Herhangi bir bayrak değildir o. Şu an
devletimizin düşen birçok kalesi var. Ele geçirilen birçok şehri var. Ama
burası son kaledir. Devletimizin son direnme noktasıdır. Belki bizim bu
gayretimiz diğerlerine de örnek olursa, her yerde ittifak etmiş düşmanlara,
yedi düvele karşı koyarız!
Fahrettin Paşa
* * *
Birinci Dünya Savaşında askerimiz birçok cephede çarpıştı. Bu
çarpışanlardan bazıları da Medinedeydi. Etrafları kuşatılmıştı. Yokluk
içindeydiler. Ancak onlar ellerinden geleni sonuna dek yapmak için kararlı
ve azimliydiler Çamurlu su içtiler, hurma çekirdeklerinden ekmek yaptılar.
En önemlisi çekirge yediler Sadece düşmanla değil, açlıkla, susuzlukla ve
sıcakla da çarpıştılar.
MEDİNE MÜDAFAASI / Çöl Kaplanı Fahrettin Paşa, işte bu kahraman askerleri ve
bin bir zorluk içinde görevini hakkıyla yapmaya çalışan Fahrettin Paşayı
anlatmak için kaleme alınmıştır.
Bu kitap; okurları tarihimizin acılarla dolu bir sayfasına, cesur, inançlı,
şerefine düşkün, görevine sadık, bayrağına, vatanına, milletine bağlı
askerlerin verdiği mücadeleye tanıklığa davet eden bir fedakârlık öyküsü
Timaş Yayınları:Fiatı:14.50.ytl
______________________________________________
SADECE APTALLAR 8 SAAT UYUR
Yazarı : Erdal DEMİRKIRAN
Aklı Başında olan hiçbir insan, ömrünün üçte birini yastığa bağışlamaz.
Bu kitap,
Erişkin bir insan günde en az 8 saat uyumalıdır. palavrasını ve / veya önyargısını kırarak 8 saat uyumanın bir alışkanlıktan ibaret olduğunu öğretmektedir. 4 saat uyuyarak 8 saat uyumuş gibi zinde uyanmayı da anlatan kitap, bunun nasıl yapılabileceğini öğretmektedir.
60 yıl yaşadığı varsayılan sıradan bir insan, ömrünün 15 yılını çocuklukta, 15 yılını gıvır zıvır işlerde, 20 yılını da uykuda geçirmektedir ki bu hesapla geriye 10 yıl kalır. Ancak bu aynı sıradan insan, 8 saat yerine 4 saat uyursa, ömrünün sadece 10 yılını uykuda geçirecek ve böylece 10 sene daha fazla yaşamış olacaktır. Bunu başardığında ise sıradanlığı sona erecek ve sıra dışı başarılar elde edecektir; çünkü sıra dışı başarılar elde edenler tüm başarılarını bu ikinci 10 yıla borçludurlar. Keops, Da Vinci, Edison, Newton, Dostoyevski, Armstrong gibi
Hipotalamus Hediyeli Kitap (İlk defa)
Kitabın sağ üst köşesini keserek söz konusu köşeye bir kutu yerleştirdik. Kutunun içine ise kitabın ilerleyen bölümlerinde adı sıkça geçecek olan 'Uyku Kontrol Merkezi'ni koyduk. Kitaba göre, okuyucu uykusunu azaltmak için bu merkeze hükmettiğine inanmak zorundadır.
Aslında uyku sıkıcı bir konudur. Çevrenizde biri uykudan bahsedince esnemenize engel olamazsınız çoğu zaman. Ancak yazar bu konuyu roman formatında işleyerek öyle eğlenceli bir hale getirmiş ki; kitabı bitirmeden uyumak neredeyse imkansız gibi. E tabi kitabı bitirdikten sonra da...
Kashna Kitap Cep boy:Fiatı:9.90.TL
Rüyadan İmparatorluğa Osmanlı
Caroline FINKEL
Osmanlı tarihleri ilk padişah Osmanın kuracağı hanedanın rüyasını gördüğünü kaydederler rüyada Osmanın göbeğinden çıkan tam gelişmiş bir ağaç onun torunlarının gücünü ve topraklarının büyüklüğünü simgeler. Osmanın soyu göçebe kökenlerinin becerilerini, fethettikleri Bizansın emperyal dünya görüşüyle birleştirdi. Sonuçta altı yüzyıl boyunca, en güçlü döneminde Macaristandan Basra Körfezine, Kuzey Afrikadan Kafkaslara kadar uzanan bölgeleri kontrol eden, çok etnisiteli bir devlet doğdu. Osmanlının moderniteye geçişi Habsburglar ya da Romanovlarınki kadar karmaşık bir süreçti.
Osmanlılardan askerî cesaretleri nedeniyle korkulur, devlet idarelerine ise saygı duyulurdu; Kanunî Sultan Süleyman ve II. Abdülhamid gibi padişahlar dönemlerine egemen kişilerdi. Ancak, padişahın ve ailesinin gözden uzaklığında örneklendiği gibi, imparatorluğun işleyişi bir sır perdesiyle örtülmüştü. Bugün bile modern Türkiyeyi ve komşularını ziyaret edenler Osmanlının miras bıraktığı anıtsal mimariye ve incelikli sanat eserlerine hayranlık duyarken, Avrupa ve Ortadoğu halklarının çoğunluğu Osmanlı geçmişlerinin tarihlerini ve kültürlerini nasıl biçimlendirdiğini görmekte zorluk çekmektedir.
Osmanın vizyonunun gerçekleşmesi, zamanla çöküntüye uğraması ve Birinci Dünya Savaşının muharebe alanlarında yok olması, modern dünyanın kavranması için temel önemde, gerçekten dramatik bir destandır.
Timaş Yayınevi :Fiyat 37,50 YTL
|
|
|
|
|
Ölü Ruhlar Ormanı
Jean-Christophe GRANGE
Jeanne Korowa tek bir hata yaptı.
Katili ormanda arıyordu.
Oysa orman katilin içindeydi.
İnsanın içindeki vahşi çocuk gibi.
Genç ve yalnız bir kadın olan Yargıç Jeanne Korowa, tesadüfen şahit olduğu bir psikiyatri seansı sayesinde Pariste işlenen tüyler ürpertici seri cinayetlerin failini keşfetmiştir. Ama elinde hiçbir kanıt yoktur ve katilin peşine tek başına düşmek zorundadır.
Böylece Guatemala, Nikaragua ve Arjantinde soluk soluğa ve kanlı bir takip başlar.
Doğan Kitapçılık.24.00.tl
Cumhuriyet-Türk mucizesi
Yazan-Turgu özakman
Cumhuriyet, Türkiye Üçlemesinin üçüncü kitabıdır (birincisi Diriliş, ikincisi Şu Çılgın Türkler). Objektif bilim adamları Milli Mücadele ile başlayıp Cumhuriyetle süren bu dönemi Türk Mucizesi diye adlandırıyorlar. Kitapta, Büyük Zaferden Türkiye Cumhuriyetinin kuruluşuna kadarki olaylar yer alıyor. Bir yanda cumhuriyetçiler var, öte yanda bu daha iyi, daha insanca, daha onurlu düzeni istemeyenler. Ders ve ibret verici, uyarıcı bir dönem.
* Emperyalizmi, paralı askerlerini, işbirlikçilerini yenmek, bu hayasızca akının kökünü kazımak, kurtuluşun sadece bir parçasıydı. Gerçek kurtuluş için Batı ülkeleri ile baş edebilecek kadar güçlü olmak, yoksulluğu, ilkelliği, geriliği, çağdışılığı, bilgisizliği yenmek, aklı özgür kılmak, aydınlanmayı yaşamak, bağnazlığa son vermek, hoşgörüyü yerleştirmek, kadın-erkek eşitliğini sağlamak, yüzde doksan üçü okur-yazar olmayan halkı bilgilendirmek, eğitmek, yurttaş olmalarını sağlamak, millet olmak, sanayileşmek, salgın hastalıkları kırmak gerekiyordu. Bunlar ancak barış döneminde başarılabilirdi.
* Mudanya Anlaşması ile Lozan Andlaşması görüşmeleri sırasında Müttefiklerin tutumları, davranışları, oyunları, tuzakları, üslupları unutulmaması gereken olaylardır. Lozan bu yüzden eşi bulunmayan, uzun ve çok çetin bir boğuşma halinde geçmiştir. Kuva-yı Milliye ruhu ile emperyalizm, Çanakkaleden, Anadoludan sonra, Lozanda da karşılaşmış ve Kuva-yı Milliye ruhu galip gelmiştir. Lozanda barış, canavarın karnından sökülüp çıkarılmıştır.
* Mecliste gelenekçiler ile cumhuriyetçilerin çekişmesi, saltanatın kaldırılması, Ali Kemal'in yakalanması, Vahidettin'in ve hainlerin kaçması, karşı-devrimin oluşmaya başlaması, Milli Mücadeleyi başlatan kadronun ikiye bölünmesi iç sorunların başlıcasıdır.
* Özgürlük, toplumsal uyanışa, değişime de yol açar. Kadınlar peçelerini atmaya, çarşaftan çıkarak manto giymeye başlar. Büyük sorunların nasıl çözüleceği daha yoğun olarak konuşulup tartışılır. M. Kemal Paşanın dünyaya kapalı bir doğu ülkesini cumhuriyete, aydınlanmaya, uygarlığa, çağdaşlaşmaya adım adım hazırlaması, halkın çağrıya katılması bu dönemin en önemli özelliğidir. M. Kemal Paşanın örnek bir aile olmak için yaptığı talihsiz evlilik de bu dönemde yer alıyor. Dönem Ankaranın başkent olması ve türlü çatışmalardan geçilerek 29 Ekim 1923 te cumhuriyetin ilanı ile sona eriyor.
Bilgi yayınları-Fiatı-20.00.tl
BOLEYİN MİRASI
Yazan-Philippa GREGORY
Tudor Sarayında hayat mücadelesi veren üç genç kadının hikayesi...
Cleves'li Anne
Katherine Howard
Jane Rochford
Boleyn Mirası, konumları, servet, beğeni ve gücün yanı sıra yalan, ihanet ve terör getiren üç kadına odaklanıyor. Darağaçları tarafından yönetilen bir sarayın etrafına gerilmiş ipekten bir ip gibi ince ince dokunmuş bir roman bu. Philippa Gregory, bir kez daha çoktan tarihe karışmış bir dünyaya hayat veriyor. Taş basamakların üzerinde hışırdayan ipek eteklerin fısıltısı, alelacele yazılan bir notun satırlarını aydınlatan mum ışığının sarı gölgesi, yeni inşa edilmiş darağacı sehpasının altındaki Yeşil Avlu'da toplanan kalabalığın sesleri.
Hanedan romanlarının kraliçesi nefis bir destan yaratmış.
- USA Today
Büyüleyici. Hüzünlü. Keşke, tarih kitapları da böylesine canlı yazılabilseydi.
- Entertainment Weekly
Ne roman ama! Hayat dolu bir okuma şöleni!
-New York Post
Tarihi kurgu ustası Gregory, VIII. Henry'nin kadınlarına hayat veriyor
Entrika ve ironiyle dolu!
-Publishers Weekly
Artemis yayınları-Fiatı-24.00.TL
MAHKUM PRENSES
Yazan:Philippa Gregory
Aragonlu Katherine, Katalonya'da doğdu. Anne ve babasının aileleri krallar ve savaşçılarla doluydu, Aragonlu Katherine İspanyol İnfanta'ydı. O, İspanyol Prenses'ti. Üç yaşındayken, İngiltere Kralı VII. Henry'nin varisi ve oğlu, Prens Arthur'la nişanlandı. Galler Prensesi olmak üzere yetiştirilen Katherine, o uzak, nemli ve soğuk ülkeyi yönetmenin kaderi olduğunun farkındaydı.
Müstakbel kayınpederi Katherine'in ülkeye gelişine büyük tepki gösterdiğinde, genç prensesin hayata olan inancı sınanmıştı. Arthur daha ufacık bir çocuktu; yiyecekler bir tuhaf ve adetler de bir o kadar kabaydı. Katherine zamanla birinci Tudor hükümdarlığına alıştı ve Arthur'un karısı olarak sürdürdüğü hayat daha katlanılabilir bir hale geldi. Bu anlaşmalı evlilik beklenmedik bir şekilde narin ve tutkulu bir aşk yarattı.
Fakat bu çalışkan genç adam öldüğünde, Katherine kendi geleceğine yön vermek üzere yapayalnız kaldı. Ne olursa olsun kraliçe tacını giymeli ve kendi hanedanına hükmetmeliydi. Ama nasıl? Elbette Arthur'un eğlenceli ve şımarık erkek kardeşi Henry'yle evlenerek. Henry'nin hem babası hem de büyükannesi bu evliliğe tamamen karşıydı; Katherine'in gücü tartışılmaz ailesiyse yardımcı olacak gibi görünmüyordu. Ancak Katherine, annesinin kızıydı ve damarlarında aynı savaşçı kan akıyordu. Amacına ulaşmak için ne gerekirse yapmaya hazırdı; bu uğurda hayatının en büyük yalanını söyleyip bu yalana sadık kalmak zorunda olsa bile
Artemis Yayınları:Fiatı:24.00.TL
BAB-I ESRAR
Yazan-Ahmet Ümit
"Ahmet Ümit'ın son romanı, Bab-ı Esrar...Yaşamı, aşkı ve inancı yeniden düşünmek için Yedi yüz yıldır çözülemeyen sır; Şems-i Tebrizi cinayeti...
Yedi yüz yıldır süren bir sevda; Şems-i Tebrizi ile Mevlânâ
Bab-ı Esrar sadece bir gerilim romanı değil, aynı zamanda bir sırlar kitabı. Fantastik öğeleri kullanarak çok katmanlı bir dil yaratan Ahmet Ümit bu yapıtında Mevlevilik temelinde din ve inanç üzerine ilginç sorular soruyor. Din ile aşk arasında, inanç ile sevda arasındaki ilişkiyi bambaşka bir açıdan gözlerimizin önüne seriyor.
Dünyayı, yaşamı, inancı ve aşkı, yeniden düşünmemiz, yeniden araştırmamız, yeniden okumamız için...
Sırlar kapısı anlamına gelen Bab-ı Esrar adlı yeni romanında Mevlana ile Şems arasındaki büyük aşkın yanı sıra Kimya ile Alaaddin arasındaki ölümcül ilişkiyi de anlatıyor.
Ümit, romanı hakkında şu bilgileri verdi:
Bu romanda Şems cinayeti üzerinden batı düşüncesi ile doğu düşüncesini kıyaslıyorum. Doğuda her zaman akıl yerine sezginin ön planda tutulduğu bir düşünce hakimdir. Bunun en ucunda ezoterizm vardır. Sonuçta, doğu toplumlarını asıl etkileyen düşünce ezoterizmdir. Batı ise esas olarak akla dayanır. İnsanı akıldan ibaret görürler.
Tabii bu yanlış bir şey, ama maddi olarak çok geliştiler ve dünyayı yöneten insanlar haline geldiler. Bu kitapta ben bu batı düşüncesinin bakış açısını incelemeye çalışıyorum. Oradaki kahramanlardan biri Türklerden de nefret eden İngiliz bir kadın. Bu kadın bir gün Konya'ya gelir ve burada birtakım olaylarla karşılaşır ve bize dair düşüncelerinde bazı değişiklikler olur.
Doğan Kitap-Fiatı-20.00.ytl
BAKİRENİN AŞIĞI
Yazan-Philippa Gregory
Boleyn Kızı ve Kraliçenin Soytarısı romanının yazarından, Kraliçe Elizabeth döneminin ilk yıllarını ve o tehlikeli günleri anlatan, nefes kesici bir roman. İngiltere nin yeni kraliçesi olmuş Elizabethi bekleyen iki büyük tehlike vardı: Fransızların, İskoçyayı istila edip İskoçya Kraliçesi Maryyi tahta geçirme tehdidi ve Elizabethin, vatan hainliğinden hüküm giyip zindanda kalmış Robert Dudleyye olan tutkulu aşkı. Ancak Dudley zaten evliydi ve kendini ona adamış karısı Amy, Roberttan asla umudunu kesmeyecekti, özellikle de görevine yeni atanmış Protestan bir kraliçe için. Sevgili kocasından ayrılıp onu özgür bırakmamakta kararlıydı ancak kocasının gözdesi olmayı da başaramıyor, kocasını sarayın zevk ve sefasından uzak tutamıyordu. Bu evliliğe karşı olan başkaları da vardı ancak onlar da farklı sebepten karşı çıkıyorlardı Elizabethe. Kraliçenin en bilge danışmanı William Cecil, Elizabethin siyasi ilişkiler adına faydalı bir adayla evlenmesi gerektiğini biliyordu; amcası Dudleyden nefret ediyordu ve Elizabethle evlenmesi için önce ölüsünü çiğnemesi gerek diye yeminler ediyordu. Âşıklar üçgeninin arkasındaysa başka nifaklar yaşanıyordu: Protestanlar, papazlar, suikastçılar, diplomatlar ve para peşindekiler. Elizabeth iflasın eşiğindeki ülkesinin başına geçer geçmez, ülkeyi bir de asla kazanılma ümidi olmayan bir savaşa sürükleyince İngiliz parasının değeri de iyice yok oluyordu.
Ancak bu arada birisi gizli bir eylemin peşine düşecekti ve işte o andan itibaren Elizabeth, Dudley ve yeni yükselen imparatorluk için hiçbir şey planlandığı gibi olmayacaktı.
Tarihi gerçekleri çağımızda devam eden söylentilerle birleştirip karıştıran Philippa Gregory, Tudor günlerini anlatan karanlık ve gerilim dolu bir roman ortaya çıkarıyor ve büyük kraliçe I. Elizabethi daha önce hiç kimsenin göstermediği bir şekilde resmediyor. Tutkulu, korku dolu ve duygusal ihtiyaçları bitmeyen bu kraliçeyi hiçbir şey durduramıyor.
Artemis Yayınları-Fiatı-24.00.ytl
KRALİÇENİN SOYTARISI
Yazan-Philippa Gregory
Tudor masalı Kraliçenin Soytarısı ile devam ediyor... Boleyn Kızını, bir kralın aşkı için birbiriyle savaşan iki kızkardeşin gerçek masalını çok sevmiştiniz. Kraliçenin Soytarısında ise bakire Elizabethin kraliçe olma ihtirası ve bu yolda kanlı Mary ile giriştiği entrika savaşı sizi tamamen ele geçirecek. Tüm bu hanedan mücadelesinin ise tek bir tanığı var. Engizisyondan kaçan Yahudi bir genç kız.Marynin sarayındaki soytarı. Bir casus.
Artemis Yayınları-Fiatı-24.00.ytl
BOLEYN KIZI
Yazan-Philipa Gregory
NEFİS BİR TARİH MASALI OLAN BOLEYN KIZI, ARALIK 2007'DE BEYAZ PERDE PRÖMİYERİNİ YAPACAK.
BOLEYLER'İN İKİ KIZINI SCARLETT JOHANSSON VE NATALIE PORTMAN OYNAYACAK.
Mary Boleyn, on dört yaşında, masum bir kız olarak kraliyet sarayına geldiğinde, VIII. Henry'nin gözlerini kamaştırır. Gördüğü ilgiyle tüm varlığı alt üst olan Mary, hem altın prensine aşık olur, hem de gayrıresmi kraliçe olarak her geçen gün artan rolüne. Ancak öyle bir an gelir ki, kralın kendisine olan ilgisi gittikçe sönmeye başladığında, ihtiraslı planlar yapmakta olan ailesinin piyonuna dönüştüğünü fark eder ve en yakın arkadaşından uzaklaşmaya ve rekabet etmeye zorlanır: Kız kardeşi, Anne Boleyn'den. İşler iyice çığırından çıktığında ailesine ve kralına baş kaldırması gerektiğinin farkına varır ve kaderinin iplerini kendi eline alır.
Son derece zengin biçimde işlenmiş, etkileyici bir aşk, seks, ihtiras ve intikam masalı. Boleyn Kızı, Avrupa'nın en heyecanlı ve gösterişli saraylarından birinin tam kalbinde yaşamış, sıradışı eğilimleri ve ihtirasları olan, içindeki sesi dinleyerek varlığını sürdürebilmiş
bir kadını tanıştırıyor dünya okuruna.
Gregory'nin artistik ehliyeti sağlam yerden, bu belli, bir kurmaca yazarı olarak ortaya çıkaramayacağı hikâye yok.
-Times
Tarihi romanslara düşkün okur için nefis bir deneyim olacak.
-Publishers Weekly
Tudor Hanedanını ortaya seren, sürükleyici bir roman. Hatta son yılların en çarpıcı tarihi romanı!
Daily Mail
Artemis yayınları-Fiatı-24.00.ytl
DİRİLİŞ-ÇANAKKALE 1915
Turgut Özakman'ın yeni kitabı
''Şu Çılgın Türkler'' kitabıyla satış rekorları kıran Turgut Özakman'ın 10 martta çıkacak ''Diriliş - Çanakkale 1915'' kitabı birçok internet alışveriş sitesinde önsiparişle satışı konuldu.
Bilgi Yayınevi tarafından yayımlanan "Şu Çılgın Türkler" kitabıyla Türk tarihini ve kahramanlıklarını farklı bir dille anlatarak kitleleri etkileyip tarihi sevdirmeyi başaran Özakman'ın yeni kitabı daha çıkmadan yoğun ilgi görmeye başladı.
Kitabın arka kapağı
Tarihin en eski milletlerinden biri, ateşten geçerek, kan içinde, bir daha uyumamak, benliğini unutmamak, kandırılmamak, sömürülmemek, ezilmemek, ölmemek üzere çığlık çığlığa diriliyordu.
Ünlü Yazar Turgut Özakman, şöyle anlatiyor:
"Diriliş'i yazarken bazı şehitlerin omuz başımda durdukları, yazdıklarımı denetledikleri duygusuna kapıldığım çok oldu.
Ey sevgili gençler! Bu savaşları, lütfen sabırla, dikkatle, düşüne düşüne okuyunuz. Bunları heyecanlı, kanlı savaş sahneleri anlatmak için, hele savaşı övmek için yazmadım. Bir milletin dirilişinin, uyanışının aşamalarını oluşturdukları için anlattım, bilmenizi istedim."
Düşmanın hangi kanada yürüyeceğini tesbit etmek için uçağa ihtiyaç vardır. Ancak, Türk ordusunun sadece 4 uçak kalmıştır, onlarda yedek parça olmadığı için Ankara'da beklemektedirler. Keşfe çıkan tek uçak ise havada arızalanır ve düşer. Yunan ordusu taarruza geçmiştir.
Bilgi Yayınevi-Fiatı-22.00.ytl
ÇILGIN TÜRKLER
Yazan:Turgut Özakman
Dünyadaki en meşru, en ahlaklı, en haklı, en kutsal savaşlardan birinin, emperyalizme karşı verilmiş ve kazanılmış ilk kurtuluş savaşının, bir millileşme ihtilalinin romanı, şaşırtıcı bir yakın zaman destanı...
- Turgut Özakman'ın elli küsur yıldır süregelen çabasının ürünü.
- Milli Mücadelemizin, bir serüven romanı gibi rahat okunan ve şimdiye kadar yazılmamış ayrıntılı, çok yönlü öyküsü.
- Gurur ve ibret verici gerçeklerin, gerçek belgelere dayalı olgu ve olayların, insani içine çeken, şaşırtan, heyecanlandıran, ağlatan, gönendiren anlatısı.
- Tüm yeni nesillere eşi olmayan bir armağan.
Sevgili Gençler !
.... Emperyalizmi ve yamaklarını dize getiren, bir enkazdan yepyeni, çağdaş bir devlet kurmayı başaran atalarınızla gurur duyun, şehit ve gazi atalarınızın onurunu yalancılara çiğnetmeyin.
Bilgi Yayınları:Fiatı:22.00.ytl
The Secret
Yazan-Rhonda BYME
SIR
"Bu sırrın ne olduğunu söyleyemem.Tek söyleyebildiğim varolduğu."
(Alexander Graham Bell-Telefonun Mucidi) Çağlar boyu nesilden nesile geçerken, bir çok insan ona göz dikti, onu gizledi, kaybetti, çaldı, büyük paralar karşılığı satın alanlar oldu. Tarihteki en önemli insanların bazıları yüzyıllar ka-dar eski olan Sır ra vakıf olmuşlardı. Eflatun, Galileo, Beethoven, Edison, Carnegie, Einstein ve diğer mucitler, bilim adamları ile büyük düşünürler Sır rı biliyorlardı; ve şimdi Sır dünyaya açıklanıyor.
Sırrı öğrendiğinizde, istediğiniz her şeyi elde etmeyi, yapmayı, ya da istediğiniz her şey olmayı da öğrenmiş olacak; asıl kimliğinizi bulacak ve hayatta sizi bekleyen gerçek ihtişamın ne olduğunu göreceksiniz.
Sizce dünya nüfusunun sadece lik bir kısmını oluşturan bir kesimin tüm maddi gelirin %96'sına sahip olması bir tesadüf mü?
Olağanüstü bir servete sahip olmak ister misiniz?
Muhteşem bir malikanede yaşamak ister misiniz
Ömrünüz boyunca hiç sıkıntıya düşmeden bolluk, bereket içinde yaşamak ister misiniz?
Ruh eşinizi bulmak ya da huzurlu, mutlu bir evlilik yaşamak ister misiniz?
Peki kendinize sorun. Gerçekten ne, ama ne istersiniz?
Amaçlarınıza ulaşmak için bu kitabı kullanmaya başlayabilirsiniz. Yaşamınızdaki herhangi bir şey için bir cevap, bir rehber arıyorsanız, sorunuzu sorun, cevap alacağınıza inanın ve bu kitabı rastgele açın. Açılan sayfada aradığınız ce-vabı ve tavsiyeyi bulacaksınız.
"Sır tüm olmuşların, olanların ve olacakların cevabıdır."
(Ralph Waldo Emerson-Filozof)
Owo Basım Yayın-Fiyat 19,00 YTL
METAL FIRTINA 3 /KARŞI SALDIRI
Yazan:Burak Turna
"Gelecek öngörülebilir mi? Metal Fırtına 3 Karşı Saldırı'yı okuyun ve buna siz karar verin."
Yazdığı Fırtına kitabıyla olası bir Amerika -Türkiye savaşını öngörüp Beyaz Saray'ı bile ürküten ve dünyayı sallayan, Üçüncü Dünya Savaşı'yla Avrupa'daki göçmenlerin eylemlerini tahmin eden Burak Turna bu sefer de okuyucuyu dünyanın en sıcak çatışma bölgelerine götürerek, heyecanlı bir aksiyon kurgusunun içine sokuyor.
Kötülük baronu, bütün operasyonlarda kendisini engellediğini düşündüğü Gri Takımdan kurtulmak için bir plan geliştirir. Afrika nın Atlas Okyanusuna açılan Gambiya isimli küçük ülkesinde pek az kişinin bildiği bir Türk eğitim birliği vardır. Kötülük baronu, bu birliğin subaylarını kaçırttırır ve Türk Özel kuvvetlerinin onları kurtarması için girişim başlatmasını sağlar. İlk amacı bu özel birliği pusuya düşürmektir.
Ancak esas amacı bu komployu Gri Takımın öğrenip engellemeye çalışmasını sağlamak ve Gri Takım'ı, savaş alanına geldiğinde yok etmektir.
Peki Gri Takım, bu büyük tuzaktan kurtulup karşı saldırıya geçebilecek mi? Kurt, bu ölümcül mücadeleden sağ kurtulabilecek mi? Mert ve Gökhan ın ilişkileri nasıl bir şekil alacak? Metal Fırtına 3'ü okumaya başladığınızda zamanın nasıl geçtiğini anlamayacak ve bir sonraki sayfayı heyecanla bekleyeceksiniz.
Profil Yayıncılık-Fiatı:8.50.ytl
ŞU ÇILGIN TÜRKLER
YAZAN:TURGUT ÖZAKMAN
Dünyadaki en meşru, en ahlaklı, en haklı, en kutsal savaşlardan birinin, emperyalizme karşı verilmiş ve kazanılmış ilk kurtuluş savaşının, bir millileşme ihtilalinin romanı, şaşırtıcı bir yakın zaman destanı...
- Turgut Özakman'ın elli küsur yıldır süregelen çabasının ürünü.
- Milli Mücadelemizin, bir serüven romanı gibi rahat okunan ve şimdiye kadar yazılmamış ayrıntılı, çok yönlü öyküsü.
- Gurur ve ibret verici gerçeklerin, gerçek belgelere dayalı olgu ve olayların, insani içine çeken, şaşırtan, heyecanlandıran, ağlatan, gönendiren anlatısı.
- Tüm yeni nesillere eşi olmayan bir armağan.
Sevgili Gençler !
.... Emperyalizmi ve yamaklarını dize getiren, bir enkazdan yepyeni, çağdaş bir devlet kurmayı başaran atalarınızla gurur duyun, şehit ve gazi atalarınızın onurunu yalancılara çiğnetmeyin.
BİLGİ YAYINEVİ:FİATI:22.00.YTL
_____________________________________________
SARIKASNAK,
Hoyrat denizin kıyısında
DÜNYANIN GÖZÜNDE
dünyanın kolayca gözden çıkardığı insanların öyküsü.
Amasra.net yazılarından, Amasra Denizciler arşivi araştırmalarından esintilerle,
Vecdi ÇIRACIOĞLUnun kaleminde canlanan bir AMASRA öyküsü.
Amasranın ilk dalgıcı Muhtar Hasanın Taş rıhtımda 1939 yılında çekilmiş fotoğrafını anlatan oğlu Sabahattinin sözleri, hamsi avındaki Amasralı balıkçıların takma adlarından Camgöz Reisin çağrıştırdıkları Yazar Vecdi ÇIRACIOĞLU nun SARIKASNAK isimli kitabında dile geldi.
Kitap, Amasra.Net'te yayınlanan DENİZCİLER ARŞİVİ yazılarından esintiler taşıyor.
Kiralık bir sarıkasnağın başrolü üstlendiği bu öyküde aynı coğrafyanın kaderini zorunlu olarak paylaşan ama birbirine benzemeyen yaşamlar doğayla birlikte dile geliyor.
Sarıkasnak, Hoyratdeniz''in kıyısında, dünyadan uzak bir kasaba olan Dünyanıngözü''nde dünyanın kolayca gözden çıkardığı deniz insanlarının öyküsü. Cumhuriyet''in onuncu yıl kutlamaları çerçevesinde tüm ülke 23 Nisan şenliklerine hazırlanırken, savaştan tek gözünü kaybederek dönmüş olan Camgöz Reis ve arkadaşları da deniz mevsimine hazırlanmaktadır. Kiralık bir sarıkasnağın başrolü üstlendiği bu öyküde aynı coğrafyanın kaderini zorunlu olarak paylaşan ama birbirine benzemeyen yaşamlar doğayla birlikte dile geliyor. Sarıkasnak, bir günahın sembolü... Günah, bir dalgıcın başlığını elbisesine bağlayan boynundaki basit metal kasnak gibi cazip, göz alıcı ve parlak bir nesnedir. Ona yaklaşınca o parlaklığın altında manasız bir posa, bir damla çıkara ödenen bedel ve insanı pişman eden bir azap vardır.
Everest Yayınları 6.00. YTL
______________________________________________
İHANET NOKTASI
Yazar:
Dan Brown
Çevirmen:
PETEK DEMİR
NASA'ya bağlı bir uydu Kuzey Kutbu'nun derinliklerine gömülü nadir bulunan bir nesnenin varlığını belirler. Bir süredir bocalamakta olan NASA bunu bir zafer olarak niteler. Amerikan uzay politikasını ve yaklaşmakta olan başkanlık seçimini derinden etkileyecek bir zaferdir bu...
Başkan, Beyaz Saray Gizli Haber Alma Analisti Rachel Sexton'ı Milne Buzul Katmanı'na gönderir. Karizmatik bilim adamı Michael Tolland başkanlığında uzmanlardan oluşan bir ekiple Kuzey Kutbu'na giden Rachel, bir süre sonra akla gelmedik bir oyunu ortaya çıkarır. Tüm dünyayı amansız bir düşmanlığa sürükleyecek bir bilim sahtekârlığı söz konusudur.
Rachel, Başkan'la bağlantı kuramadan Michael ölümcül bir saldırıya uğrar. Gerçeğin ortaya çıkmasını istemeyen esrarengiz biri, katil-lerden oluşan bir ekiple herkesi ortadan kaldırmaktadır.
Issız ve ölümcül bir çevrede bir avuç insanın tüm umudu bu korkunç sahtekârlığın arkasındaki güçlerin ortaya çıkarılmasıdır. Öğrenecekleri gerçek ihanetin doruk noktasıdır.
ALTIN KİTAPLAR:CEP BOY-Fiatı:11.90.TL
______________________________________________
Melekler ve Şeytanlar
Yazar:
Dan Brown
Çevirmen:
PETEK DEMİR
Çok eski gizli bir kardeşlik örgütü. Dünyayı yok edecek ölümcül yeni bir silah, akıl almaz bir hedef.
Harvard Üniversitesi Simgebilim Profesörü Robert Langdon efsanevi gizli örgüt Illuminati'nin -Galileo zamanından beri Katolik Kilisesi'nin bağnaz inançlarını lanetleyerek bilimin yararlarını yücelten- hala faaliyette olup cinayetler işlediğini öğrenince şok geçirir. Parlak bir fizikçi olan Leonarda Vetra cinayete kurban gitmiştir. Tek gözü oyulmuş ve göğsü örgütün sembolüyle dağlanmıştır. Bilim adamının son buluşu güçlü ve çok tehlikeli enerji kaynağı karşımadde çalınmış ve yeni Papa seçiminin gerçekleşeceği gün Vatikan Şehri'nin altına saklanmıştır. Langdon, Vetra'nın meslektaşı ve aynı zamanda kızı olan Vittoria ile medeniyeti yok olmaktan kurtarmak amacıyla Roma sokaklarında, kiliselerde ve katakomplarda soluk soluğa koşuşturarak 400 yıllık izi sürerek Illuminati'nin izini bulmaya çalışırlar.
Brown bu romanda tıpkı bir hokkabaz gibi havaya yüzlerce top fırlatıp hiçbirini yere düşürmeden okuyucuyu inanılmaz bir gerileme sürüklüyor.
ALTIN KİTAPLAR CEP BOY:Fiyatı: 12,90 YTL
______________________________________________
METAL FIRTINA
Burak Turna, Orkun Uçar
ABD-TÜRKİYE SAVAŞI
Tarih,23 Mayıs 2007 Yer, Kerkük,ün kuzeydoğusu
Kuzey Iraktaki kargaşa devam ederken, bölgede bulunan Türk birlikleri ani bir Amerikan saldırısına uğrar. Türk birlikleri müttefiklerinden hiç de beklemedikleri bir darbe almıştır.
CNN International hemen haber geçmeye başlar: Kuzey Irakta çatışma 13 ABD askeri öldü,30 yaralı var. Ordu yetkilileri, Amerikan güçlerine saldıran 35 Türk askerinin öldürüldüğünü açıkladı.
Amerikalıların niyeti Türkiyedeki zengin bor minerallerini ele geçirmektir. Bunun için her şeyi göze almışlardır. İstanbul ve Ankara dahil olmak üzere tüm Türkiyeyi savaş alanına çevirmeyi bile. Ve Metal Fırtına Operasyonu başlar
İşte o heyecanlı satırlardan birkaç bölüm
Savunma Bakanı Donald Rumsfeld, Başkanın odasından içeri girdi. Telaşlıydı ve Başkan ile konuşması gerekiyordu. Derken kapıda Genelkurmay Başkanı Howard Strike göründü, yüzünde karanlık bir ifade vardı. Başıyla sert bir selam vererek hemen duvardaki ekranın başına geçti. Makineyi kendisi çalıştırdı. Sayın Başkan, dedi şu an itibariyle Metal Fırtına harekâtı başlamış bulunuyor.
Türk Deniz Piyade Tugay Komutanlığı Karargâhı tam karartmadaydı. Uç noktadaki siperlerde bulunan askerler kızılötesi kameralarıyla ufku gözlemliyor ve kısa aralıklarla karargâhı bilgilendiriyorlardı. Bu bilgiler hemen Genelkurmay Başkanlığına iletiliyordu. Yine sesler duyuldu ama bu sefer bir şey farklıydı
Merkez, sesler duyuluyor.
Nasıl sesler?
Metalik sesler Komutanım.
Gözlemede kalın.
Bir şey görülüyor mu?
Hayır Komutanım.
Asteğmen ve askerler koşarak sipere girdiler, baraj ateşi açmak istediklerini söylediler. Askerlerin isteği Tümgeneral İhsan Paşaya iletildi ve olumlu yanıt alındı.
Ateş! !
Genelkurmay Başkanı, Harekât Komuta Merkezindeki telsizin başından ayrılmıyordu. Deniz Piyade Tugayı Karargâhından sürekli olarak bölgedeki çatışma ile ilgili haberler aktarılıyordu. Başbakan Tayyip Erdoğan ve Ankarada bulunan kabine üyeleri Harekât Merkezine geliyorlardı. Dışişleri Bakanı Abdullah Gül, altı kişilik bir heyetle Washingtona doğru yola çıkmıştı bile
İstanbula büyük hava saldırısı başladı. Henüz resmî açıklama yapılmadı ancak İstanbul, tarihinin en ağır hava saldırısı ile mücadele etmeye çalışıyor. Operasyonun ne kadar süreceği belli değil. Dört saattir aralıksız süren bombardıman nedeniyle şehirde su kesildi, trafik tamamen durdu. Köprüler ve yollar hasarlı, çok sayıda sivil kayıp olduğu belirtiliyor.
Timaş yayın:fiatı:12.00.ytl
______________________________________________
METAL FIRTINA/2 KAYIP NAAŞ
Yazarı : Orkun UÇAR
Metal Fırtına 1'i okuyanların merak ettiği sorulardan biri de ortadan kaybolan naaş'a ne olduğuydu. Okurlar bu sorunun cevabını ikinci romanda bulacaklar. ABD, 27 Mayıs 2007'de Anıtkabir'i bombalar. Yıkıntılar arasında dolaşan Genelkurmay Başkanı Hikmet Pars, Atatürk'ün naaşının bulunması gereken odaya girdiğinde onun yerinde olmadığını görür. Naaş kayıptır.
Türk - İsrail Gizli Savaşı
Metal Fırtına 1'de, İsrail ile ilişkiler konusuna tek bir cümleyle değiniliyordu. Metal Fırtına 2 - Kayıp Naaş ise ilk kitabın bittiği noktadan başlıyor. Roman, sadece kurgu boyutuyla değil, arka plandaki Türk-İsrail ilişkilerine ait bilgilerle de dikkati çekiyor.
'Bu Bir Gökhan Birdağ Macerasıdır'
İlk kitabın en çok dikkat çeken karakteri, devlete bağlı gizli bir teşkilatta çalı-şan (Gri Takım) Türk ajanı Gökhan Birdağ'dı.
Gökhan Birdağ ülkesini korumak adına bir ölüm makinesi gibi yetiştirilmiştir. İlk kitapta Gökhan, ABD'nin saldıracağını üç ay önce öğrenir, ama devlet içine sızan ajanlar, bilgilerin öncelikli hale gelmesini engeller.
Gökhan bunun üzerine, onu yetiştiren Kurt adlı komutanının yardımıyla gizlice ABD'ye girer ve savaşın başlamasını bekler. Savaş başlayınca ABD birliklerinin geri çekilmesi için uyarıda bulunur, ciddiye alınmayınca bombalardan biriyle Washington'u yok eder. İkinci bombayla New York'ta yakalanacakken yaralı kurtulmayı başarır. Alman ajanları onun saklanmasına yardım ederler. İlk kitabın sonunda Gökhan, Türkiye'ye savaş planının arkasındaki işadamı Adrian Lyman'ı kaçırıp intikam alır.
Metal Fırtına 2'de Gökhan, ABD'dedir, ama kısa sürede yeni görevi gereği Avrupa'ya dönecektir. Yeni görevi ise Atatürk'ün kayıp naaşını bulmaktır.
Altın Kitaplar Yayınevi:Fiatı:5.00.ytl
______________________________________________
Metal Fırtına"-2 Kurtuluş
YAZAN-BURAK TURNA
Gündem oluşturan kitap Metal Fırtına kaldığı yerden devam ediyor.
Geçtiğimiz Aralık ayında yayınlanan Metal Fırtına, kısa süre içinde 500.00lik satış rak***** ulaşmış ve 14 hafta boyunca çok satanlar listesinin zirvesine oturmuştu. Yerli ve yabancı basının haftalarca tartıştığı, yayın dünyasında bir vakıa haline gelen Metal Fırtına o gün bugündür hafızalarda. Evlerde, okullarda, politik koridorlarda, açık oturumlarda; kısacası her yerde konuşulan kitap, satış miktarı, hızı ve gündeme nüfuz etmesi bakımından da nadir yakalanacak bir grafik çizmişti.
Bilindiği gibi Metal Fırtına, Burak Turna ve Orkun Uçar ın birlikte yazdığı bir kitaptı. Metal Fırtına-2 Kurtuluş ise Temmuz ayında yayınlanan ikinci kitabı Üçüncü Dünya Savaşı ile başarısını bir kez daha kanıtlayan ve bir ay içinde ilk 100.000 i deviren Burak Turna tarafından tek başına kaleme alındı.
Metal Fırtına-2 Kurtuluş, 1 Eylül de okuyucuyla buluşacak.
Merak edilen soruların cevapları bu kitapta!
Metal Fırtına-2 Kurtuluş, ilk kitaptan bu yana merak edilen soruların cevaplarını heyecanlı ve sürükleyici yepyeni bir olay örgüsüyle sunuyor.
Abdullah Gül ve ekibi, kimlerin elinde?
ABD nin Türkiye yi işgal girişimi üzerine diplomatik müzakerelerde bulunma amacıyla Washington a hareket eden Abdullah Gül ve ekibi enterne edilmişti. Ekibin başına neler geldi, Dışişleri Heyeti ile ilgili planlar neydi? Planların arkasında kim vardı ve bağlantıları nerelere kadar uzanıyordu?
Washington da patlayan bomba neleri değiştirdi?
Washington da patlayan atom bombasının sistemi zora sokması ve Türkiye işgalinin çıkmaza girmesi sonucu Başkan Bush görevden çekilmek zorunda kalmıştı. Yeni ABD hükümeti kimlerden oluşuyor, neyi hedefliyor? Türkiye hızla toparlanırken ateş bu sefer nerelere sıçrıyor?
Amerikan yönetimine el koyan gizli bir grup, kimsenin beklemediği bir anda tekrar harekete geçerken yeni hedef neresi?
Türk, Amerikan ve Rus politikacılar zamana karşı yarışıyor.
Gri Takımın içinde köstebek mi var?
Ortadoğu ya nihai barışı getirmek isteyen Türkiye bunu başarabilecek mi?
TİMAŞ YAYINLARI:10,00 YTL
______________________________________________
METAL FIRTINA-3-KIZIL KURT
Bu kez düşman Rus Mafyası...
Orta Asya için ölümcül güç mücadelesi.
Gökhan merdivende uzaklaşan koşar adım sesleri duydu. Adamlardan biri yukarı çıkıyordu. Artık zaman kaybedemezdi. Belindeki el bombasını hızla çıkarıp pimini çekti. Biraz bekledikten sonra bombayı içeri yuvarladı ve duvara neredeyse yapışık halde odanın diğer ucuna doğru koştu. Bomba hemen patlamış, Gökhan da sarsıntıdan kurtulmak için yere yatmıştı. Yattığı yerden göz açıp kapayıncaya kadar kalktı ve geri, kapıya koştu. Kapıdan çıktığında göz gözü görmüyordu. Dumanlar arasında ancak siluetler şeklinde gördüğü bedenlere neredeyse rastgele ateş etmeye başladı. Birkaç saniye sonra, yerde ilk cesetle beraber üç tanesinin daha yattığını gördü, hiçbiri tanınacak halde değildi.
Metal Fırtına ve Metal Fırtına 2 Kayıp Naaşın devamı
ALTIN KİTAPLAR-FİATI-12.00.YTL
|
|